Seyrupedalle efsanevi Myanmar turu-2

 

Myanmar
Cts, May 16, 2015

11-Myanmar, Asya Turu

Forum linki için tıklayınız…

[​IMG]

Kralın asfalt yolu küçük bir tepeciğin önünde son buluyordu. Araçların çoğu yolun aşağısında kalan toprak yola sapıyorlardı. Bizim gibi haberi olmayanlar ise asfalt yoldan devam edip sonra geri dönüyorlardı.

Biz de toprak yola saptık ve bizi karşılayan oldukça dik bir rampaya merhaba dedik. Dawei şehrine yaklaşık 120 km. vardı. Harita üzerinde herhangi bir yerleşim yeri göremediğimizden iki gün yetecek kadar su ve yiyecek taşıyorduk. Pedallara asılıp rampayı tırmanmaya başladım. Kanter içerisinde kalmış, ama sürmeyi bırakmamıştım. Arkamdan homurtulu bir araç sesi geliyordu. Dört çekerli bir cipti. Yanımda belirdiği zaman fazla gaz verince motor istop etti. Rampa bittikten sonra soluklanmak için durduğumda cip de gelip yanımda durdu. İki adam baş parmakları yukarıda ‘o-o-o’ diyerek araçtan indiler. Yanıma gelip sırayla fotoğraf çektirdikten ve elimi sıktıktan sonra ayrıldılar. Arada böyle anlar güzel oluyor:)

Myanmar sınırına vardığımızda, sınır görevlileri bisiklet ile yola devam edemeyeceğimizi söylediklerinde bizim için kötü bir sürpriz olmuştu. Nedenini sorduğumuzda ise yolun kötü olduğunu söylediler. Halbuki yolun kötü olması bizim için sorun değildi; özellikle engebeli bozuk yollar benim en sevdiğim yollardı. Eğer araç gidebiliyorsa biz de gidebilirdik, ama izin vermediler.

Araç bulmamız gerekiyordu ama bu hemen olmadı. Yaklaşık üç saat kadar beklememiz gerekecekti. Bu arada Myanmar’lı erkekleri ilk gördüğümde içimde tuhaf bir his oluşmuştu. Altlarına Hintliler gibi Longyi adında etek giyiyor ve tıpkı Hintliler gibi Betel çiğneyip tükürüyorlardı. Bu manzarayı gördüğümde Tayland’a geri dönme isteği ağır basmıştı. Bir süre sonra farkettim ki -en azından bizim geçtiğimiz bölgedeki- Hintliler gibi kaba, pis, rahatsız edici ve asık suratlı değillerdi.

Araç beklerken Tayland’lı biri gelip yanımıza oturdu. İngilizcesi iyiydi ve muhabbet esnasında bisiklet ile gitmemize neden izin vermediklerini anlayamadığımızı söyledik. Cep telefonundan bir fotoğraf gösterdi. Dağlarda halen KNU (The Karen National Union) gerillaların olduğunu -her ne kadar bir süredir çatışma yaşanmasa da yolun güvenli olmadığını, eğer bir gerillaya denk gelirsek iyi olmayacağını söyledi. Gösterdiği fotoğrafta, üzerinde KNU yazan boş bir kulübe vardı.

Saat üç gibi bir görevli yanımıza gelip yolcu taşıyan bir minübüsü gösterdi. Araç yolcuları sınırda bıraktıktan sonra gelip bizi alacaktı. Yaklaşık bir saat sonra üç tane minübüs geldi. Benim bisikleti ve eşyaları diğer bir minübüse yükledikten sonra yola koyulduk. Toplamda 1.400 Baht (115 TL) para ödedik.

[​IMG]
Fotoğraf: Aygül Ryu

Dawei şehrine 125 km. yolumuz vardı. Yol çok kötü olduğundan şoför yolculuğun beş saat kadar süreceğini söyledi.
[​IMG]
Fotoğraf: Aygül Ryu

İlk kontrol noktasına gelmiştik. Askerlerin hal ve tavırları soğuktu. Şoför elindeki belgelerle araca bindikten sonra, “Myanmar’lı değil bunlar!” diye söylendi. “Ataları Çin taraflarından gelip buraya yerleştiler. Daha düne kadar askerlerimizle çarpışıyorlardı.” Sonra kendi dilinde -tahminimce- okkalı bir küfür savurdu.

İkinci kontrol noktasına hava karardıktan sonra varmıştık. Şoför pasaportlarımızı alıp gitti. Hemen dönmedi, bir süre kendisini bekledik. “Araçta kadın olduğunu öğrenince görmek istediklerini söylediler,” dedi ve yüzünde kurnazca bir gülümsemeyle devam etti; “50 yaşında olduğunu söyleyince vazgeçtiler.” Halbuki pasaportta -doğal olarak- doğum tarihi yazılıydı!

Dawei şehrine vardığımızda beş saatlik yolculuk bizi oldukça yormuştu. 20 Dolarlık, eski bir gesthausa (guesthous) yerleştik. Duş aldıktan sonra yan tarafta bulunan lokantada yiyecek bir şeyler söyledik ve buz gibi bir birayla günü sonlandırdık:)

Ertesi günün sabahı rotamızı okyanusa doğru çevirdik.
[​IMG]

Patlayan lastik tamiri:)
[​IMG]

Okyanusa vardık ama benim açımdam tam bir hayal kırıklığı oldu. Kumsal çok pisti. Yerel halk yedikleri içtikler hemen hemen herşeyi kumsala atmışlardı.

Sahil kenarına dizilmiş lokantaların bir tanesinde oturduk. Daha önce yengeç yememiştim, beş dolar karşılığında yemek burada nasip oldu. Tadı harikaydı. Lokantanın sahibi, çadır kurmamıza da izin vermişti. Akşam yemeğini ve sabah kahvaltısını da burada yaptık.
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG]

Aygül’in internet araştırdığı ve yerel halkın bahsettiği, Nabula şehrinin batısında kalan başka bir plaj daha vardı ve rotamız orası olacaktı.

Köy yollarından devam ettik yolculuğumuza:)
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG][​IMG]
[​IMG]
Keyifle pedalladığımız güzel yollar bizi harika bir sahile çıkardı:)
[​IMG]
Vakit kaybetmeden okyanusun serinliğine bıraktım kendimi.
[​IMG]
[​IMG]
[​IMG]
Güzel bir kamp gününden sonra patika ve ara yollardan devam ettik.
[​IMG]
[​IMG]

daha fazlası için

Myanmar-seyrupedal

Bir cevap yazın