YOL BİSİKLETİ YARIŞLARI

Bu yazımızda yol bisikleti yarışları hakkında hiç bilmeyenler için bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Biraz uzun sürecektir.:) Yuhh bisiklet yarışının nesini anlatacaksın pedal çevirirsin en hızlı giden kazanır dediğinizi duyar gibiyim ama yok o kadar basit değil.
Bisiklet yarışlarının tabi olduğu uluslararası federasyon UCI (yusiay diye okuyoruz) dır. Bir de büyük yarışları düzenleyen şirketler vardır. Dünyanın en büyük yarışı fransa bisiklet turudur (TDF). TDFi düzenleyen şirket ise ASOdur ve ASO da karar alınmasında etkili bir kuruluştur.

UCI yol bisikleti yarışlarına katılacak bisikletlerde minimum ağırlık sınırı koymuştur ve bu sınır şu an için 6700 g dır. Daha hafif bisikletle katılamazsınız. Önümüzdeki yıllar için bu sınırın düşürülmesine dair çalışmalar var.

Günümüzde profesyonel yarışan yol bisikletleri karbon fiberden üretiliyor. Ama halk için aluminyum, çelik, cro molly ve titanium bisikletler de var. Yol bisikletlerinin bazı tipleri vardır. Temel olarak aerodinamik , tırmanış, endurance ve zamana karşı.

Aerodinamik bisiklet genellikle öne çok fazla eğilinilen boru yapıları ve jant profilleri daha aerodinamik olup çok yüksek hızlara çıkabilen bir bisiklettir. Aerodinamik dengeyi korumak için biraz daha ağır olabilirler 7300-7500 gr gibi, örneğin Specialized Venge. Tırmanış bisikleti daha fazla ağırlık odaklıdır. UCI sınırında veya hemen üstünde olurlar, örneğin Specialized Tarmac. Endurance bisikletler ise bozuk yollarda da kullanmaya yönelik titreşime daha dayanıklı biraz daha dik durulabilen sağlam bisikletlerdir,  örneğin  Specialized Roubaix. Zamana karşı bisikletleri ise önde ileri doğru uzanan boynuz gibi TT barları ve genelde kapalı arka jantları ile kolayca ayırt edilir. Zamana karşı yarışları ve triatlonda kullanılırlar. Mesela Specialized Shiv. Yarış içinde bisiklet değiştirmek serbesttir. Mesela yokuşla biten bir etapta yokuşa kadar aerodinamik bisikletle gelip yokuşta tırmanış bisikletine geçebilirsiniz. Değişim esnasında durduğunuz için biraz zaman kaybedersiniz ama daha fazla zaman kazandığınızı düşünüyorsanız bunu yaparsınız. Eski şampiyonlardan Contador bunu çok yapar.

Bisiklet yarışları bir güç ve dayanıklılık yarışıdır. Bisiklet sürerken büyük bir efor sarfedersiniz. Harcadığınız gücün bir kısmı bisiklet içi aktarım sistemlerinde, bisikletin borularındaki esnemede ve lastikler ile yol arasındaki sürtünmede kaybolur. Bu hemen hemen herkes için eşittir. Bisikletler birbirine yakındır. Fakat harcadığınız gücün büyük bir kısmı aerodinamik hava direncini yenmeye yöneliktir. 50-60 km hızlarla gittiğinizde hava size büyük bir direnç gösterir ve bu hızı korumak için çok yüksek güç harcamanız gerekir. İşte bu etkiyi azaltmak için bisikletçiler birbirlerine çok yakın büyük bir grup halinde ilerler . Bu gruba peloton denir. Pelotonun en önünde yer alanlar tüm hava direncini karşılayarak en çok yorulurlar. Onların arkalarında kalanlar öndekilerin kesmiş olduğu rüzgar sayesinde çok daha az güç harcayarak aynı hızı korurlar. Pelotonun en önündekilerle arkadakiler arasında aynı hızı korumak için harcanması gereken güç farkı %40-60 arasındadır. Yani arkada kalanlar çok daha az yorulur. Peki kim öne geçecek ? İşte buna takımlar karar verir. İşi bu olan, geçimini pelotonun önünden giderek hava direncini kesmek için aldığı maaşla sağlayanlar var. Tabii ki tek kişi değil takımdaki bir kaç kişi bunu yapar. Böylece takımın o yarışı kazanmasını beklediği sporcu arkalarda saklanarak daha az yorulur ve yarışın sonuna daha kuvvetli girer belli bir noktadan sonra ise artık o da tek başınadır.

Tebrikler !!! Bisiklet yarışlarının temel mantığını öğrenmiş bulunuyorsunuz :)

Yol bisikleti yarışları temelde iki çeşittir. Tek günlük yarışlar ve turlar. Tek günlük yarışlar adı üstünde tek gün yapılır, genelde uzundur 250-300 km dir ve kazanan kazanmıştır. Turlar ise 4 gün 6 gün 8 gün veya 3 hafta olabilir. 3 haftalık turlar grand tur olarak bilinir. İtalya (giro), Fransa (TDF)ve İspanya (vuelta) ki en prestijlisi TDF tir.

Tek günlük yarışlar daha çok ilk ve son bahar aylarında koşulan (evet koşmak terimi kullanılır) Bahar klasikleri Arden klasikleri dünya ve Avrupa şampiyonaları gibi yarışlardır. Bunların 5 tanesi anıtsal yarışlar (monumental) olarak nitelenir . Milan Sanremo, Ronde Vlaanderen, Paris Roubaix, Liege Baston Liege ve Lombardia turları. Bunların da en prestjlisi Paris Roubaix dir. Paris Roubaix yi özel kılan toprak ve arnavut taşlı sektörler içermesi ki buralarda titreşimden resmen yamulur bisikletçiler, hele ki yağmur varsa veya birkaç gün önce yağmışsa toprak kısımlar çamurlaşır ve tam bir trajedi gerçekleşir. Paris Roubaix ye L’enfer du Nord (Hell of the North) yani Kuzeyin Cehennemi denir. Muhtemelen en zor yarıştır.

Turlar ise hergün genelde 150-200 km lik etaplarla devam eden oldukça zor yarışlardır. Hele ki 21 günlük grandturlar insanüstü dayanıklılık gerektiren yarışlardır. Bu yarışlar için bir kaç kural çok önemli:

1) Bir turu her etapta yaptığı zamanların toplamı en düşük olan yarışçı kazanır. Yani iki yarışçı düşünün. Biri 21 etabın 20 sini 1 dk farkla önde bitirmiş olsun. 21. etapta diğer yarışçıdan 30 dk fark yerse geçmiş olsun 20 etap zaferine rağmen birinci diğeridir.

2) Bir yarışta finişe birlikte gelen yani aralarında mesafe farkı olmayan gruptaki herkese aynı zaman verilir fakat finişe geliş sıraları sıralamaya yazılır. Bu yarış sonlarındaki kazaları azaltmak amaçlıdır. Diyelim ki bir bisiklet yarışında 200 bisikletçi birbirlerinin arkasında finişe geldi. Hiç birinin arasında fark yok. Bu durumda 1. ile 200. arasında 400-500 m fark olur 0,5-1 dakika civarı fark olur ancak hepsine birinci gelenin zamanı verilir.

3) Son 3 km kuralı: turlar ya da büyük turların sprint etaplarında (buna daha sonra değineceğiz ) etabın bitimine kalan son 3 km içinde bir kaza olursa yarışın bitimindeki sıralama sonuçlara aynen yansıtılır ancak tüm yarışçılara sondan 3. km deki zamanı verilir. Bu da sprint etabını kazanmak isteği olmayan ancak turun kendisini kazanmaya çalıştıkları için zaman kaybına tahammülü olmadığından finişe en önde gelmek isteyenlerin son metrelerde önde kalıp kalabalık yapmaması dolayısıyla kazaya sebebiyet vermemek içindir. Sprint etaplarında genelde herkes aynı zamanı alır . Çünkü finişe toplu gelinir. Sprinterler son 50-100 m de atak yapıp diğerlerinnden önce finişe ulaşır. Aynı zaman olmasa bile en fazla 3-5 saniye fark atarlar. Ancak yokuş etaplarında tırmanışçılar sprinterlere dakikalar hatta yarım saat civarı fark atabilir. Bu yüzden turları asla sprinterler kazanamaz genelde tırmanış etaplarını kazanan bu turları kazanmış olur. Mesela Türkiye turunu genelde Elmalı tırmanış etabını kazanan veya bu etapta en iyi zamanı yapanlardan biri alır.

Burada bir parantez açıp takımlar ve bisikletçilerden bahsedelim. Bisiklet yarışlarının 1. ligi World Tour (WT) takımlarıdır. 18 tane WT takım lisansı var. Bunlar her yarışa girebilirler. Daha alt seviye pro-continental (profesyonel kıta takımı) takımlardır. Bunlar WT yarışlarına anca davetle girebilirler ve 2HT gibi daha alt seviye yarışlara girebilirler. En düşük seviye takımlar ise continental (kıta) takımdır. Bunlar WT yarışlarına giremez daha alt seviye yarışlara belli şartlar davetler dahilinde girerler. Ülkemizde Torku Şekerspor ve Brisaspor takımları var, en alt seviyede kıta takımlarıdır. Ülkemizdeki benim bildiğim tek uluslararası yarış Türkiye turu 2016ya kadar 2. kategoriden 2HT bir yarıştı yani takımlarımız davetle katılabiliyordu. 2017de ise en üst seviye WT yarışı oldu dolayısıyla takımlarımız hiç bir şekilde katılamayacak. Takımların seviyesini UCI belirliyor yani lisans veriyor. Bu lisanslar için bazı şartlar var en üst seviye takımlarda bazı doping tarama şartları dolayısıyla masrafı oluyor ve her yarışçıya minimum belli rakamlarda maaş verilmesi şart koşuluyor. Takımlarda da 20-30 sporcu bulunuyor. Yani WT lisansının yıllık maliyeti birkaç milyon €dan başlıyor. Takımların geliri nereden gelir. Sonuçta izleyiciye bilet kesilen bir spor değil bu. Gerçi son yıllarda bazı yarışlarda finiş bölgesinde özel loca benzeri yerler yapıp burayı bilet olarak satmaya başladılar ancak çok manalı bir para değil henüz. Takımların temel geliri sponsorlardır. Yayın gelirleri yok (şimdi şimdi bazı yarışlarda yayın geliri paylaşımı yapılmaya çalışılıyor). Yayın gelirlerini turu düzenleyen şirket alıyor, çünkü turu düzenlemek de masraf işi. Takımların geliri olarak bir de Türkiye turu azerbaycan turu gibi takımların gitmeye istekli olmadığı yarışlarda turu düzenleyen şirketler takımlara para vererek gelip yarışmalarını istiyor (böylece sanki yayın gelirinden gayrıresmi pay almış gibi oluyorlar). Takımların geliri sadece sponsor ve böyle ülke organizatörlerinden aldıkları katılım bedeli. Ufak tefek forma satışlarından da gelir elde ediyorlar. Önceki yıllarda kullanılmış bisikletlerini satan takımlar bile gördük. Gerçekte çoğu takım sadece sponsor sayesinde döner. Şu an en popüler bisikletçi Peter Sagan onun maaşı istisnai ve yıllık kontratı 6 milyon € . Sıradan bir bisikletçi için yıllık 60 bin € bile muhteşem bir rakam. Milyon € kontrat iki elin parmaklarını geçmez bu sporda.

Takımlar yarışlara organizasyonda belirlenen sayıda sporcu ile girerler.Bu genelde 9 dur ama son yıllarda maliyet düşürme amaçlı bazı turların 8 kişilik takımlar istediğini görüyoruz. Bisikletçiler nasıl futbolda kaleci defans orta saha forvet gibi oyunculardan oluşuyor bisiklet takımları da belli görevleri belli pozisyondaki sporculardan kurulur. Şimdi bisikletçi tiplerini görelim , çoğunlukla tipler birbirinden keskin hatlarla ayrılmaz genelde girifttir. Bazı yarışçılar kariyeri boyunca evrilir vs.

– sprinter: Bunlar düz etaplarda (genellikle etabın sonunda) kısa süreli çok yüksek hızlara çıkabilen ve sprint etaplarını kazanabilen sporculardır. Düz yolda 75 km gibi hızlara çıkabiliyorlar. Mark Cavendish , Andre Greipel , Marcel Kittel ilk akla gelen isimler. Genellikle iri yarı güçlü kuvvetlidirler ama ufak tefek adamlardan sprinter çıktığı da görülüyor. Sprinterler yokuşlarda çok başarısızdırlar. Tur/GT etap galibiyeti ve -dayanıklılığı yüksek olanlar- tek günlük yarışları kovalar.

– Tırmanışçı: Bunlar ufak tefek çok hafif sporculardır. Genelde Kolombiyadan çıkar :) Şaka.. Bunlar yokuş etaplarında en hızlı gidebilenlerdir. Mesela Darwin Atapuma .

– Zamana karşıcı: Zamana karşı bisikletleri ile zamana karşı etaplarında kısa orta mesafede çok yüksek güç üreterek bu etapları kazanabilen sporculardır. Günümüzde Tom Doumolin , Primoz Roglic buna örnek gösterilebilir.

– Genel klasmancı (GK): Bunlar genelde grand turları kazanması beklenen, takımları üzerine kurulan sporculardır. Takım lideri olarak da söylenebilir. Sprint etaplarında zaman kaybetmezler, bir tırmanışçı kadar hatta ondan iyi tırmanırlar ve zamana karşıda başarılıdırlar. Günümüzde Chris Froome, Alberto Contador , Vincenzo Nibali buna örnek gösterilebilir. Mesela zamana karşısı çok kötü olan bir tırmanışçı asla genel klasmanda başarılı olamaz.

– Rouleur (rulör): Bunlar ikinci kategori genel klasmancı gibidir. Her disiplinde iyidir ve gereken her noktada kendi lideri olan genel klasmancıya yardım ederler. Eskilerden Jens Voight şimdilerde Sylvain chavanel buna örnektir.

– Puncheur: Bunlar genelde güçlü kuvvetli iri yarı sporculardır. Kısa ama dik yokuşları herkesten hızlı çıkıp arkadakilere bir fark oluşturarak veya düzlükte sprinterlerin sürdürümeyeceği kadar erken hızlanıp bu farkı koruyabilen ve etap kazanabilen sporculardır. Günümüzde Peter Sagan , Greg Van Avermaet bu tip sporculardır.


Klasiklerde de genelde bunlar başarılı olurlar.

– Domestique : İşte bisikletin ağır işçileri. Bunlar genelde düşük maaş alırlar. Herhangi bir şey kazanmaları beklenmez. Takım lideri ve sprintere yardım etme görevi görürler. Domestik zaten fransızca hizmetçi demek. Bunlar mesela pelotonun önünde veya takım treninin önünde rüzgarı kesmek, tırmanış etabında GK nın yanında durup onun mataralarını taşıyarak yarım kilo hafiflemesini sağlamak ve GK nın başına bir iş gelirse lastiği patlarsa kendi lastiğini gerekirse bisikletini verip GK nın devam etmesini sağlamak gibi görevler görürler.Bazen kaçış grubuna da girmeleri istenebilir. Kaçış grubundan da ileride bahsedeceğiz.

Bisiklet takımları turlarda ve büyük turlarda genelde 1 veya 2 GK ya da 1 GK 1 rulör içerir. 1 sprinter içerir. Varsa puncheur içerir. Eğer GK diskalifiye olursa, kaza yapıp abandone olursa diğer GK veya rulör onun görevini alır.

Dedik ya turları büyük turları genelde dağ etaplarını iyi derece ile bitiren kazanır diye. İşte en sona konan en zor dağ etabına kraliçe etap (queen stage) denir. Genellikle bu etapta oluşan sıralama değişmez. Çünkü sonraki etaplarda kimse belirgin fark atamaz.

Şimdi etap tiplerini görelim. Temel olarak 4 çeşit etabımız var. Bireysel zamana karşı, takım zamana karşı, sprint ve tırmanış.

– Bireysel zaman karşı (ITT) : Bu yarış tipinde daha önce bahsettiğimiz pelotonun arkasında kalıp rüzgarın kesilmesi dinlenme şansı yok. Tekbaşınıza hiç kimsenin yardımını almadan ve tüm rüzgarla mücadele ederek zaman karşı yarışırsınız. İşte bu yüzden bu yarış tipine gerçeğin yarışı (race of truth) denir.

-Takım zaman karşı (TTT): BU yarış tipinde bir takımın tüm yarışçıları aynı anda start alır ve birbirlerine yardım ederek birlikte finişe gelmeye çalışır. Genellikle organizasyon tarafından belirlenen 4. veya 5. sporcunun derecesi kendinden önce gelenlere de verilir. Daha arkada kalanlar ise kendi yaptıkları düşük dereceleri alırlar. Bu acımasız bir yarış tipidir takımın en az yarısının çok iyi olmasını gerektirir. Muhtemelen büyük zengin takımların lehine icat edilmiştir.


Bu takım ve bireysel zamana karşıda öne doğru uzanılan özel TT bisikletleri, özel aerodinamik kasklar ve özel aerodinamik kıyafetler giyilir.

-Sprint: Sprint etabı genelde düz ya da sonlara doğru düzleşen etaptır. Böylece grup konsolide olur herkes birbirine yetişir ve son metrelerde sprinterler atak yaparak kazanmaya çalışır. Bazen genel klasmancıların ve puncher’ların sprinte girmesi şaşırtıcı olmaz.

– Tırmanış etabı : Genelde etap boyunca yüksek kategori tırmanış ve inişlerden sonra veya düz ya da düşük kategori tırmanışlardan sonra finiş alanının dik bir yokuşta (tepesi olması şart değil) bittiği yarış tipidir. GKcılar ve saf tırmanışçılar dışında diğerlerinin hiç şansı yoktur. Tırmanış kategorilerini TDFe göre yazalım.

Kategori 4. 100-300 m

Kategori 3. 300-600 m

Kategori 2. 600-1100 m

Kategori 1. 1100-1500 m

Kategori HC 1500 m üstü. HC fransızca hors categorie yani kategori üstü demek. En zoru budur .

Bu rakamlar bisikletçinin yaptığı mesafeyi değil deniz seviyesinden irtifa kazanımını belirler. Yani 10 km lik bir meafede de 20 km lik bir mesafede de deniz seviyesinden 2000 m ye çıkılması HC dir. Bazı yarışlarda bir kaç tane 2-3-1. kategori tıırmanış ve inişlerden sonra HC ile yarış biter. Toplam irtifa kazanımı 5000-6000 m yi bulur. Tabii bu rakamlar matematiksel kesinlikte değil. Organizasyonlar tırmanışları istedikleri- genelde bir üst- kategoriye koyabilirler . Örneğin bir kaç tane 1.-2. kategori tırmanıştan sonra gelen 1. kategoriyi , HC olarak açıklayabilirler.

Grand turların ve turların etapları her sene sabit değildir. Başka ülkelerden başladığı bile olur. Ülkenin belli bölgelerine arada bir uğrarlar . Turlarda çeşitli renk mayolar olur. Bunların en önemlisi GK mayosu . Bitrilmiş etaplardaki toplam zamanı en iyi olan bir sonraki gün GK mayosunu giyer. TDF için sarı, İtalya için pembe ve İspanya için kırmızı. Her tur için farklı renklerde olan gençler mayosu, puan mayosu , tırmanış mayosu ve kombativite mayosu da olur. Organizasyonlar heyecanı ve çekişmeyi artırmak için çeşitli ara tırmanış ve ara sprint kapıları koyarlar. Buraları geçiş sırasına göre sporcular puan alır ancak en yüksek puan daima finiştedir. Sprint etabın başındaki tırmanışa tırmanış, tırmanış etabının ortasındaki düzlüğe sprint puanları vererek diğer tip sporcuları da teşvik etnmeye çalışırlar. İşte bu puanları en yüksek olan o mayoyu giyer. Bir sporcu mesela hem GK hem de başka bir mayoyu haketmişse GK mayosunu giyer diğer mayoyu sıralamada 2. olan giyer (mayo dediğimiz de aslında formadır).

İşte organizasyonlar etap sırlamasını biraz milli sebeplerle kendi sporcularının iddialı olduğu etap tipiyle başlatıp ilk GK mayosunu ona giydirmek isteyebilirler. Ancak genellikle grand turlarda öne zamana karşı ve sprintlerin konulup, dağların sonlara bırakılması mutattır. Fakat son etap genellikle bir sprinttir ve kazanmak prestijli bir şeydir. Ancak sprinterlerin dağ etaplarını bitirmesi kraliçe etabı tamamlaması onlara eziyet gibidir. Bazı sprinterler sprint etapları bittikten sonra turdan çekilirler ama kalanlar ve son etabı kazanmak isteyenler dağları da tamamlamak zorundadır. Neyse tüm etaplar için önceden belirlenen bir zaman limiti vardır. Etabı kazananın örneğin %10undan daha kötü derece yapan otomatik diskalifiye edilir. Diyelim bir etapı 4saat 40dk da (280 dk) kazandı biri. Zaman limiti %10 açıklandıysa 28 dk dan daha fazla fark yiyen otomatikman diskalifiye olur. İşte büyük turlarda zaman dışında kalmak ve diskalifiye olmak istemeyen sprinterler, ne olursa olsun turu tamamlamak isteyen iddiasızlar veya ertesi günkü yarışta yeralıp liderine destek olması gereken domestikler kendilerini mümkün olan en az yorup bu zaman limitine sığacak şekilde finişe geç gelen (bazen bayağı büyük) bir grup oluştururlar. İşte buna Grupetto denir (Benim hayalim Alanyaya bir Cafe Grupetto açmak, sakin sürenlerin mekanı :) ) Bazen grupetto hesap hatası yapar zaman sınırının dışında kalır o zaman organizasyon bu kadar kişiyi diskalifiye edemez ve kalırlar. Fakat bazen de gözyaşlarına bakılmaz diskalifiye edilebilirler.


Son olarak kaçış grubu ve puncher lardan bahsedelim. Yarış başladıktan bazen hemen bazen bir süre sonra birileri atak yaparak öne geçerler. Birden fazla yarışçı birlikte olursa buna kaçış grubu denir. Zaten tek kişi genelde tüm yarış kaçamayacağını bilir, pelotona geri döner. Kaçış grubu kendi aralarında sırayla öne geçerek rüzgar etkisini azaltmaya çalışırlar. Böylece farklı takımlardan sporcular birbirleri ile yardımlaşır. Bu ilk kaçış grubundan birinin yarış kazanması romantik bir düşüncedir ama çok çok çok nadirdir. Bu ilk kaçış grubunun peloton tarafından yakalanması tüm sporların en acıklı anlarından biridir. Kaçışa girenler sıkı kontrol edilir. Genel klasmanda iddialı birinin kaçışa girmesine asla izin verilmez. Daima GK tehditi oluşturmayan sporcular kaçışa girer. Kaçışa girenler genelde küçük ve önemsiz takımlardaki domestiklerdir. Bunlar kaçış grubu canlı yayında görüleceği için sponsorları tv de görülsün diye kaçışa girerler. Bazen de iddialı takımlardaki iddiasız sporcular takım direktörleri tarafından kaçışa özellikle yollanır. Burada amaç takım lideri pelotonun önüne atak yaptığında kaçışa girmiş bu sporcuya yetiştiğinde bir süre onun arkasında kalarak daha az efor harcayabilsin. Genel olarak kaçışla aradaki mesafeyi kontrol etmek ve pelotonun temposunu belirlemek görevi liderlik mayosu sahibi takımdadır. Bu takım genel olarak kaçışla arayı 3-8 dk olacak şekilde kontrol etmeye çalışır. Daha az fark peloton içinden istenmeyen güçlü birilerinin kontratak yapıp öndeki kaçışa yetişmesine sebep olabilir. Daha fazla farkta ise kaçış etabı kazanabilir. O yüzden fark belli aralıkta tutulmaya çalışılır. Hız hesapları ile kaçışın son km lerde yakalanmasına çalışılır ki kimse atak yapamasın. Ama bazen kaçış patatestir çok erken yakalanır o zaman finişe daha kısa mesafeler kala yeni bir kaçış oluşabilir. Bu genelde puncherlardan oluşur ve bunların yarış kazanma şansı yüksektir. Bunların atağı güçlüdür diğerleri istese de yetişemez. Bazen puncher lar alsın diye de etaplar yapılır. Düz bir etabın sonlarına doğru kısa ama dik bir yokuş konursa bu etabı puncherların alma olasılığı yüksektir.

Benim için yol bisiklet yarışlarının en zevkli kısmı GK cıların kraliçe etap ve ondan hemen önceki tırmanış etaplarındaki insan üstü mücadelesidir. Genelde kaçış sonlara doğru yakalanır ve dağlarda atak oyunları başlar. Pelotondan GK adayları ataklar yaparak sprinterleri , puncherları , kaçıştan kalanları falan dökerler. Böylece en önde bazen 2-3 bazen 15-20 GKcı ve ona yardım edebilecek baş tırmanısçı kalır. Yarışçılar burada ataklarla, atak fake leri ile vs diğerlerini geçmeye bazen temposunu bozarak yormaya çalışırlar. Bazen sadece moralini bozarak düşürmek isterler. Hepsinin biraz gücü vardır ama tümünü harcamak istemezler daha kalan kısım var ertesi gün var. Bazen burada iddiasız bir tırmanışçı atak yaptığında diğerleri ona izin verebilir ama GK tehditi oluşturan birine asla izin verilmez. Bu çok acaip bir şeydir. Çünkü bu durumda etabı daha kötü bir sporcunun kazanması sözkonusu olabilir. Daha iyi sporcuya izin vermezler. Bazen bazı takımların GK cısı GK ı değil kraliçe etabı hedefler. Bu yüzden ilk etaplarda olabildiğince geride kalır ve fark yer ki kraliçe etabındaki atağı GK tehditi oluşturmadığı için bırakılsın ve o da etabı alabilsin. Mesela Fransız FDJ takımı lideri Pinot 2015 fransa bisiklet turunda bu taktikle kraliçe etap olan Alp dHuez’i kazandı. İddialı olsaydı onun kazanmasına izin vermezlerdi.

Gelelim doping mevzusuna. Bisiklet kirli bir spor. Doping hadiseleri yıllarca var. Doping cezası alan pek çok sporcu var ve doping yaptığından şüphelenilen neredeyse daha fazla sporcu var. İlaçlar ve kanla yapılan dopingin yanında son yıllarda bir de mekanik doping çıktı. Bazı sporcuların bisikletlerine gizli bir motor takarak destek aldığı iddia edildi. Şimdi büyük turlarda bisikletler çok sıkı kontrol ediliyor hatta italyanlar iyice abarttı. Polis ve gizli servisten yardım alarak uzaktan kumanda sinyallerini yakalayan ve bozan sistemler kullanıyorlar. Uzaktan kumanda ile açılan gizli motorlar olmasın diye. Doping testleri sporculara haber vermeden bulundukları yere baskınla yapılıyor. Belli sayıda testi kaçırma hakkı var daha fazlasında otomatikman dopingli sayılıyor. Son dönemin tartışmalarından biri de medikal kullanım. Bazı sporcular mesela astımım var diyerek performans artırıcı kortizollü ilaç kullanıyor. Gerçekten hasta mı, doktoru yalan mı söylüyor , madem hasta niye yarışıyor vs gibi tartışmalar sürüp gidiyor.

X-RAYTED