AKP-MHP’den ‘hayır’cı taban için Perinçek düşmanlığı

Başkanlık anayasası referandumunun en önemli saptamasıdır: “Hayır oyları kararlı, evet oyları kararsız.”

Binali Yıldırım ile Devlet Bahçeli’nin son açıklamaları işte bu gerçeklik nedeniyledir. Başkanlık anayasasının vekil sahipleri, tabanlarındaki kararsızlığı “kararımız evet”e çevirebilmek için bu açıklamaları yapmaktadırlar…

Binali Yıldırım’ın “biz PKK ve FETÖ hayır dediği için evet diyoruz” demesi de, Devlet Bahçeli’nin “Erdoğan ve Perinçek arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle Erdoğan’ı tercih ederiz” demesi de, tabandaki hayırcılar nedeniyledir…

Yıldırım kendi tabanını PKK ve FETÖ üzerinden, Bahçeli de kendi tabanını Perinçek karşıtlığı üzerinden hayırdan evete çekmeye çalışıyor.

TERÖRLE MÜCADELE CUMHURİYET YIKICILIĞINA KILIF OLAMAZ

Binali Yıldırım’ın “hayırcılar teröristtir” demeye getirdiği açıklaması, kuşkusuz normal bir ülkede suçtur!

Bahçeli’nin bir parti lideri ile bir başka parti lideri arasında kalmak üzerine kurduğu denklem ise kendi parti liderliğini iyice sorunlu hale getirmiştir. Bir parti lideri, başka iki partinin lideri arasından tercih yapmak zorunda kalıyorsa, siyaseti bırakmalıdır.

Öte yandan mesele milliyetçilikse, sadece emperyalizmin “Ermeni soykırımı” iddiasına karşı verdiği başarılı mücadelesine bakarak bile Perinçek’in somut olarak Bahçeli’den daha milliyetçi olduğunu saptayabiliriz.

Öte yandan Perinçek’in Bahçeli’ye “Erdoğan’ı tercih edersen beni tercih edersin” yanıtı da sorunludur. Perinçek bunu “Erdoğan birçok konuda Perinçek’in siyasetlerine gelmiştir” iddiasına dayanarak söylemektedir. Ancak AKP’nin kimsenin yanına geldiği yok. AKP 15 yıldır ağır aksam ama adım adım asıl hedefine doğru ilerlemektedir. İlerlerken de sırasıyla başkalarına yaslanmaktadır.

Erdoğan’ın Perinçek’in siyasetlerine geldiği konu terörle mücadele konularıdır. Ancak Erdoğan’ın terörle mücadele ediyor olması, Cumhuriyeti yıkıyor olmasının kılıfı olamaz!

Sırf terörle mücadele ediyor diye AKP’nin 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirerek önce TSK’yi, sonra da TBMM’yi tasfiye etmesine ve rejimi değiştirme noktasına gelmesine sessiz kalınamaz. Sırf “Nisan’dan sonra da dost kuvvet” denilerek süreç kuru bir hayırcılıkla geçiştirilemez.

Cumhuriyetin yıkılması, terörden daha az önemsiz değildir!

KURU HAYIRCILIKTAN EYLEMLİ HAYIRCILIĞA

Öte yandan Perinçek’in Bahçeli’ye “Erdoğan’ı tercih edersen, beni tercih edersin” demesi, her ne kadar “evet dersen de hayır demiş olursun” anlamına gelse bile, aynı zamanda “evet ile hayır arasında fark yoktur” anlamına da geldiği için sıkıntılıdır.

Bu sıkıntı, Perinçek’in “halk oylaması siyasetleri” yazı dizisinin bütününde göze çarpmaktadır:

Örneğin meseleyi “diktatör tehdidi mi, yoksa terör tehdidi mi” diye koymak, hayırcı bakış açısını bulandırmaktadır. Zira mesele bu soruyla “ya Erdoğan ya terör” düzlemine sokulmakta ve haliyle de Erdoğan’a yaramaktadır.

Yine Erdoğan’ın milletin önüne getirdiği rejim değiştirme tuzağını, Erdoğan’a kurulmuş bir tuzak diye savunmak da, son tahlilde Erdoğan’a yaramaktadır.

Ve siyaseti Erdoğan karşıtlığı üzerinde kurmama çağrısı da, en sonunda yine Erdoğan’a yaramaktadır.

Uzatmayalım: Erdoğan’ın “ikna yazılarıyla” ya da “rica mektuplarıyla” başkanlıktan vazgeçmesinin mümkün olmadığı açıktır. Erdoğan’ı bu girişimden vazgeçirecek olan şey, hayıra kuvvet yığmaktır.

Anketlerdeki hayırın şu aşamada çoğunluk olması, çok önemlidir ama yeterli değildir. Çünkü iktidarda maalesef “terör referanduma kadar sürer, referandumdan sonra sesi kesilir” yaklaşımı vardır!

Anketlerde ortaya çıkan hayır çoğunluğu kuvvet değil yığındır. Bu yığının kuvvete dönüşmesi eylemle olur!

Ancak “kuru hayırcılık” yerine “eylemli hayırcılık” Erdoğan’ı bu girişimden vazgeçirir!

Daha önemlisi ancak “eylemli hayırcılık” Türkiye’nin önüne yeni iktidar alternatifleri yaratır!

Bitirirken şunu da belirtelim: AKP ve MHP’nin hayırcı tabanlarını ikna etmek üzere Perinçek düşmanlığına soyunması derslerle doludur. En azından AKP ve MHP yönetimiyle birlikte milli seferberlik hükümeti kurulamayacağı görülmeli ve ona göre kuvvet toplayacak siyasetlere dönülmelidir!

Mehmet Ali Güller
8 Şubat 2017

↓