Kategori arşivi: Teknoloji

YOL BİSİKLETİ YARIŞLARI

Bu yazımızda yol bisikleti yarışları hakkında hiç bilmeyenler için bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Biraz uzun sürecektir.:) Yuhh bisiklet yarışının nesini anlatacaksın pedal çevirirsin en hızlı giden kazanır dediğinizi duyar gibiyim ama yok o kadar basit değil.
Bisiklet yarışlarının tabi olduğu uluslararası federasyon UCI (yusiay diye okuyoruz) dır. Bir de büyük yarışları düzenleyen şirketler vardır. Dünyanın en büyük yarışı fransa bisiklet turudur (TDF). TDFi düzenleyen şirket ise ASOdur ve ASO da karar alınmasında etkili bir kuruluştur.

UCI yol bisikleti yarışlarına katılacak bisikletlerde minimum ağırlık sınırı koymuştur ve bu sınır şu an için 6700 g dır. Daha hafif bisikletle katılamazsınız. Önümüzdeki yıllar için bu sınırın düşürülmesine dair çalışmalar var.

YOL BİSİKLETİ YARIŞLARI yazısına devam et

ALMAN PAŞALAR

1876 da Bizans imparatoru suikastle öldürüldükten sonra yıkılan Bizansın yerine kurulan devlete Alman Osmanlısı denilebilir. Çünkü bu Balkan devletinin yıkılışından Türklerin Cumhuriyeti kurmasına kadar geçen sürede Osmanlıya Almanlar hakimdi.

Çanakkale’deki kuvvetlerin komutanı olarak gördüğümüz Osmanlı Paşası, Alman Otto Liman Von Sanders, kendisinden önce aynı görevi yapan Von Moltke ve Baron Von Der Goltz Paşalar gibi önce eğitim komutanlığına atandı. 1913 yılında, Alman ordusunun Osmanlıya eğitim ve lojistik hizmeti vermek üzere oluşturduğu komisyona başkan oldu ve I.Kolordu Komutanlığı’na getirildi.

Osmanlı eğitim verecek seviyede kendi Paşası olmadığını sandığından savaş komutanı olarak bir Almana görev yaptırdı. Aslında Osmanlı Almanların esiriydi. Yoksa bir devletin ordusuna başka bir devletin subayları komuta edemezler. Osmanlı her yönüyle Alman idaresine muhtaçtı. Aslında hepsi aynı yere varıyor. Gerçekte olmayan fakat sözde var sanılan bir Osmanlıya varıyor. Hani şu “yüce devlet Osmanlı” ne kadar yüceymiş! merak eden olursa diye, Padişah tarihe böyle bir not düşmek istemiş olabilir.

Alman Osmanlı paşası madalya alamamıştı ama Oğuz soyundan olan Yarbay Mustafa Kemal Çanakkale’deki başarılarından dolayı 30 Nisan 1915’te Gümüş İmtiyaz Madalyası almıştır. Savaş boyunca bu madalyayı Altın olanlar izleyecektir.

Madalyaları, Atatürk olmasaydı da olurduk diyenler varya, onlara söylediğinizi bir daha gözden geçirin diye yazıyorum. Alman paşaları ise, Osmanlının ahı vahı varmışmıymış? Görün, öğrenin diye anlatıyorum.

Biz Oğuzlar, Çanakkale’de ve kurtuluş savaşımızda, Türk düşmanı Osmanlıyı kurtarmak için savaşmadık! Düşmanlarımız, yüzyıllardır bizim olan yurdumuzu, Osmanlı toprağı sanarak, Türklerin topraklarına, yani Oğuzların topraklarına saldırıldığı için onlarla savaştık. Osmanlı ortada yokken ve Bizansa Osmanlı denilip Karamanda yenilip elimizden alana kadar bu topraklar bizimdi. Osmanlıyı kurtarmak istediğimizi zannedenler çıkabilir diye yazıyorum. Yoksa hiç bir Oğuz yani Türk, Osmanlı için kılını bile kıpırdatmaz.

Oğuz Milleti, Oğuz vatanı olan Anadolu toprağı için savaşan herkese minnettardır. Bu toprakları toprak diyerek geçmiyor ve altında binlerce yatan kefensizi biliyoruz. Onları asla unutmuyoruz.

17 Mayıs 1915’te Mustafa Kemal’e, Arıburnu muharebelerindeki başarısından dolayı padişah adına “Muharebe Altın Liyakat Madalyası” verilmiştir.

Çanakkale Muharebelerine 19 tümen katılmış, bunların 39 komutanı olmuştur. Bazı komutanlar birden fazla tümene komutanlık yapmış olduğu için kişi olarak komutan sayısı 31’dir. Tümen komutanlarından 5’i Alman dır,

BEŞ ALMAN PAŞA.
1-Albay Nicolai (3. Tümen Komutanlığı)
2-Albay Hovik (13. Tümen Komutanlığı, 12. Tümen Komutanlığı
3-Albay Kannengiesser (9. Tümen Komutanlığı)
4-Yb. Pötrih (9. Tümen Komutanlığı)
5-Yb. Wilmer (5. Tümen Komutanlığı)

23 Mayıs 1915’te, gösterdiği başarılardan dolayı Mustafa Kemal’e Alman İmparatoru tarafından “Demir Haç” nişanı verilmiştir.

Çanakkale Muharebelerine 16 Kolordu ve Kolordu seviyesinde grup, birlik katılmış, bunların 23 Komutanı olmuştur. Ancak bazı komutanlar birden fazla birliğe komutanlık yaptığı için kişi olarak komutan sayısı 16’dır. Kolordu komutanlarından 4’ü Alman dır.

DÖRT ALMAN PAŞA
1. Alb. Von Zodenstern (Güney Bölge Kolordusu)
2. Tümg. Weber Paúa (15. Kor. K., Güney Gr. K.)
3. Tuğg. Trommer Paúa (14. Kor. K.)
4. Alb. Kannengiesser (16. Kor. K.)

15 Temmuz 1915’te Mustafa Kemal’e başarılarından dolayı, “Takfon” Harp Madalyası verilmiştir.

Çanakkale Muharebelerine 57’si piyade, 3’ü süvari,19’u topçu olmak üzere toplam 79 alay ile 135 alay komutanı katılır. 135 alay komutanından 3’ü Alman’dır.

1-Bnb. Hunker (Alman) 28. A.K. (8. Tüm.)
2-Yb. Werle (Alman) Erenköy Topçu K. (Müst. Mvk.)
3-Yb. Binhold (Alman) 3. Topçu A.K. (3. Tüm.)

1 Eylül 1915’te Mustafa Kemal’e, Gelibolu’daki “üstün başarılarından” dolayı Gümüş Liyakat Madalyası verilmiştir.

Bu Madalyalar nasıl alınır, biraz eğer varsa, zekanızı zorlayın istiyorum. Çanakkale de Atatürkün neler yaptığını ve savaş kaybetmeyen bir deha olduğunu kafanıza kazıyabilmek için anlattım.

HALİL ORHAN ACAR
Kaynak; İsmet Görgülü, 10 Yıllık Harbin Kadrosu, TTK. 1993

Full Süspansiyonlu Bisiklet Türleri ve Farkları

Özellikle Bisiklet Alıp Satarken Çok Sık Denk Geldiğim ve Artık “Eaahh Yeter Ulan” ve hatta “Bi Bitmediniz” dediğim ve çok karıştırılan bir konuya değinmek, herkesi bilgilendirmek ve Gerekirse Sabitlenmiş Bir Başlık Olarak Kullanılması Gayesiyle Bu Başlığı Açıyorum.

Arkasında ve Önünde Süspansiyonu Olan Bisikletlere “Full Süspansiyon” ya da ecnebice “Ful Süspenşın” Denir.

Özellikle ikinci el satış sitelerinde kıytırık bisikletine “Satılık Downhill” “Enduro Downhill” gibi başlık atıp anlamayanlara iteleme ve insanları kazıklama niyetiyle ilan açan çok fazla kişi görüyorum.

Arkadaşlar Her Full Süspansiyonlu Bisiklet “Downhill” Değildir.

Aşağıda biraz sonra detaylıca anlatacağım üzere Downhill Disiplininde Kullanılacak Bisikletin Belirli Özelliklerinin Olması Gerekir.

Küçükten Büyüğe Doğru Sıralayacak Olursak

Cross Country (xc) Bisikletler:

· 9,5 – 10 kg civarında ağırlığı olan

· hardtail (sadece maşasında süspansiyonu olan ) veya arka travelde de genellikle kilitlenen havalı 80-100mm çalışma mesafesine sahip

· çok dik head tube açısı olan

· genelde : 1×11, 1×12 veya 3×10 gibi vites gruplarını kullanan

· 29, 27.5, 26 inch jantlı

· dağlarda, bozuk zeminlerde günlük 80 km yol gidebilen ve çok dik tırmanışlar yapabilen, ayrıca ince lastik ile şoku kilitleyip yol bisikleti gibi kullanılabilen makinelerin genel ismidir.

Fazla aksiyona girebileceğiniz aletler değillerdir. 80-100mm travel ile ancak kaldırımdan atlarsınız. O nedenle aha full süspansiyon ben bunu alayım merdivenlerden inerim, tepeciklerden atlarım derseniz, kadroyu elinize alırsınız dikkat edin.

All Mountain (am) Bisikletler:

· 12 – 15 kg civarında ağırlığı olan,

· arka ve önde genelde havalı süspansiyonlara sahip 120-170mm çalışma mesafesi olan

· kolay pedallayabilmek için dik bir sele borusu açısına ve iniş yapabilmek için xc’lere nazaran daha yatık head tube açısına sahip,

genelde : 1×11 , 1×12 2×10 gibi vites grupları kullanan,

· 26, 27.5, ve nadiren de 29 inch jantlı

· kilitlenebilen havalı ön ve arka süspansiyonları sayesinde dağlarda ve patikalarda günlük 30 km yol yapabilen, çok dik yokuşları tırmanabilen. bu bisikletler hemen her yol koşulunda kullanılabilirler (doğru lastik tercihi ile) .

· kadronun arka üçgen çalışma mesafesine göre genelde 120-140mm olanlara TRAIL,
150-160-170 mm çalışanlarına ise ENDURO Bisiklet ismi veriliyor.
. Bol atraksiyon arayan ama abi hem şehir içinde kullanayım, hem araziye gireyim, hem merdivenlerden ineyim, 1-2 metreye kadar olan droplardan , gaplardan, rampalardan atlayım diyenlere bu segmenti tavsiye ederim.

Freeride (fr) Bisikletler:

· 16-18 kg civarında ağırlığı olan

· arka ve önde süspansiyonlara sahip ancak arka süspansiyonu (şoku) “genellikle” yaylı ve kilitlenemeyen 180mm kadro ve maşa çalışma mesafesine sahip

· yatık sele borusu açısına, kısa boylu sele borusuna ve all mountain’lere göre daha yatık head tube açısı olan

· genelde 1×7 – 1×10 gibi vites grupları kullanan

· sadece 26 – 27,5 inch jantla üretilen

· 2-4 metre gibi yüksekliklerden atlayabilecek kadar sağlam kadroludur. Çoğunlukla birileri sizi bir tepeye arabayla bırakır, teleferikle çıkar ya da elinizde bisikletle tırmandıktan sonra inişe geçersiniz orman, patikalar, dağlardan veya genellikle şehir içlerindeki uzun merdivenli sokaklarda videolarını gördüğümüz bisikletlerdir. Şok kilitlenemediğinden yokuş çıkmayı bırakın, düz yolda bile pedallamak hemen hemen mümkün değildir.

Downhill (dh) Bisikletler:

· 15-20 kg civarında ağırlığı olan (15,5-16,5 KG İdealdir)

· arka 200mm veya daha üstü travele, ön 200mm çalışan süspansiyona sahip

· fr’larda olduğu gibi gene yatık sele borusu açısına, kısa boylu sele borusuna ve genellike 61-63 derecelik yatık head tube açısına sahiptirler.

· genelde 1×7 – 1×10 veya single speed olarak kullanılırlar.

· sadece 26 – 27,5 inch jantla üretiliyorlar (26 Halen En Çok Tercih Edileni ama 4-5 Seneye Tamamen 27.5 Piyasaya Hakim Olur) Hatta Kona, Evil Gibi Bazı Markalar 27,5 Üretmiyor Bile.

· Sadece tepelerden veya şehirlerde “urban downhill” aktivitelerinde dik yokuş – merdivenlerden yüksek süratlerle inmek, ciddi yüksekliklerden atlamak (5-25m) için tasarlanır ve imal edilirler. Günlük hayatta pek görebileceğiniz aletler değillerdir. Çoğunlukla birileri sizi bir tepeye arabayla bırakır, teleferikle çıkar ya da elinizde bisikletle tırmandıktan sonra inişe geçersiniz. Düz yolda genellikle kullanılmaz / tercih edilmezler. Şok kilitlenemediği için pedallamak çok zordur.

Sıkça gördüğüm, duyduğum ve anladığım kadarıyla da gençlerin anlayamadığı bir konuya da açıklık getirmek istiyorum.

Çift Süspansiyonlu bisikletler fabrikadan çıkarlarken üretici tarafından kadrolara bir “rear travel” mesafesi verilir. Bu mesafe yukarda yazdığım sınıfların oluşmasına sebep olan şeydir.

Travel Arttırılmaz. Değiştirilemez (Çok Nadir Bisikletlerde Bu Olabiliyor Onları Tenzih Ediyorum)
Yani Kadro çalışma mesafesi 120mm olan bir bisiklete gidip Downhillerde kullanılan 241x76mm şok alıp takamazsınız. Ya da 190x51mm ölçülerinde şok süspansiyonu kullanan bir all mountain bisiklete 216x63mm şok takıp tamam bu artık enduro oldu diyemezsiniz.

Ayrıca yukarıda belirttiğim gibi “head tube angle” denen bir kavram var yani alın borusu açısı, Bu da bir bisikletde kullanmanız gereken maşanın çalışma mesafesini belirliyor.

Kadro traveli 120mm olan bir All mountain’e 150mm maşa takıp, Enduro yaptım diyemezsiniz. Kadronun açısı bozulduğu için muhtemelen atlayış ya da inişlerinizin birinde alın borusu alt önden kırılacak / çatlayacak ya da direk kadrodan kopacaktır. Eğer ciddi yara almadan kurtulsanız bile kadroyu garantiye gönderdiğinizde mühendisler nasıl / nereden ve ne şekilde kırıldığını inceleyip, kusurunuzu anlar ve garantiye sokmazlar. Hem malınızı hem canınızı riske atmayın.

Bu bisikletlerin üretim süreçlerinde onlarca mühendis çalışıyor.

İhtiyacınız olan ya da sürmek istediğiniz bisiklet neyse onu almalısınız. Param All Mountain’e Yetti Upgrade Edeyim de Enduro Yapayım Gibi Bir Yakşalımda Bulunamazsınız. Paranızı Biriktirin all Mountain’i Satıp Enduro Alın.

Bazı enduro makinelere Dual Crown downhill maşası takıp satmaya çalışan ya da binen insanlar görüyorum. Bu da oldukça tehlikeli bir davranış, Günlük hayatta 42 Numara ve Casual ayakkabı giyen birinin, 46 Numara bot giymesi kadar abes bir durumdur.
Eğer downhill yapmak istiyorsanız Downhill bisikleti almalısınız.

En çok satılan firmalardan birkaç örnek vereceğim.

Eğer All mountain alacaksanız, Trek Fuel EX, Remedy, Giant Trance, Mondraker Factor,

Eğer Enduro alacaksanız , Trek Slash, Giant Reign, Faith, Mondraker Foxy , Dune

Alırsanız segmente uygun seçim yapmış olursunuz.

Downhill ile ilgili örnek vermiyorum çok fazla seçenek ve zevk faktörü var. Almadan gene de forumda bir danışın 2016 Model Bisiklet Satıyorlar Pedallarıyla 18 KG geliyor paranıza yazık etmeyin.

Nasıl ki dağlarda otomobil yerine jeep, tarlalarda jeep yerine traktör kullanılıyorsa, bisikletlerinizi de kullanım amacınıza uygun seçmelisiniz.

Halilibrahim

Alaçatı’da Domalmak Vatani Bir Görevdir

 

Geçen hafta Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği Başkanı Mehmet İşler turistik bölgelerde kazıkçı olarak nitelendirilen esnafın aslında vatansever olduğunu açıklamış ki aynen katılıyorum kendisine. Sadece bu sözlerine değil, sayın başkanın önceden etmiş olduğu ve bundan sonra edeceği her lafın altına da gözüm kapalı imzamı atarım.Bu işletmelere ödediğimiz paralar, ülkemize vergi olarak gidiyormuş. Tabii lan, manyak mısınız oğlum. Ben bir kere Çeşme Vergi Dairesine gittim kendi gözümle gördüm, esnaf birbirini çiğniyor lan vergimi ödeyeceğim diye. Ünlü bir balıkçının sahibi, vergisini az çıkarttı diye vergi memuruna kafa attı lan, “bu ne öyle bahşiş verir gibi?” dedi. Öyle alçak gönüllü insanlar ki eşek yüküyle vergi ödedikleri gibi bir de bunu gizli tutuyorlar. Ben üç kişiye sordum ne vergi ödediniz, diye, hiçbirinden doğru düzgün bir yanıt alamadım. Komşuları kendini kötü hissetmesin diye ödedikleri hayvani vergi rakamlarını açıklamıyorlarmış. Öyle duyarlı insanlar. Alaçatı’da Domalmak Vatani Bir Görevdir yazısına devam et

Oğuz tarihi-halil orhan acar

TÜRKLERİN (OĞUZ MİLLETİNİN) ACISI 1923 DE BİTTİ
Selçuklu Tacik Fars devletine karşı Türk isyanları artınca Anadoluda bulunan Moğol askerleride Selçukluları korumaya yeterli olamadı. İlave asker istenmesinden anlaşıldığı kadarıyla Anadolu Türklerinin direnişine Selçuklu ve Moğolların ortak gücü bile yetmedi. Selçuklulara hükmeden Moğollar Anadolu’da bulunan askerlerine ilaveten 1285 yılında 20.000 kişilik ilave bir ordu daha gönderdiler. Moğollar ve Selçuklu Farslarından Dünya korkarken, onlar Türklerin (Oğuzların) karşısında çaresiz kalıyorlardı.

Oğuz tarihi-halil orhan acar yazısına devam et

BİZANS 1876 ANAYASASI İLE OSMANLI OLMUŞTUR

OĞUZ TARİHİ -BİZANS 1923 TE SONA ERDİ

BİZANS MÜSLÜMANLAŞINCA OSMANLI DENMEYE BAŞLAMIŞTIR.

Osmanlının Bizans’ın devamı olduğu ve Hanedanının Rum olduğu tartışmasızdır. Osmanlının Rumluğu padişah eşlerinden kaynaklanmaz. Tarihi kaynaklara göre, Osmanlı hanedanı başlangıcından itibaren Bizansın devamıdır. Bizansın bir prensliğidir. Bizans diye yazdığım devlet aslında Doğu Roma imparatorluğudur. Türkiye de Doğu Roma İmparatorluğuna Bizans dendiği için, gerektiğinde hem Doğu Roma hem de Bizans olarak kullanılacaktır.

Diğer yandan Avrupa devletlerinin”Ottoman Empire”dedikleri Osmanlı, kendinin Osmanlı olduğunu resmi kayıtlarda ilk defa Oğuzların hakimiyetine geçmeye başladığı 1876 yılında söylemiştir. Öncesinde Osmanlı ismi yoktur.“Ottoman Empire” ın kurucusu diye anlattıkları Osman bey diye biri tarihi kaynaklarda yer almaz. Tarihi kaynaklarda ve belgelerde Osman bey diye bir bey ve Osmanlı diye beylik yoktur.

BİZANS 1876 ANAYASASI İLE OSMANLI OLMUŞTUR yazısına devam et

OĞUZ MİLLETİ-TÜRK ULUSU…Halil Orhan Acar

GİRİŞ: Türk tarihiyle ilgili bilgi paylaşımındaki amacımız ne bir ırkı yüceltmek ne de başka birşeydir; ırkçılık yapmak gibi bir amacımız asla yok. Çünkü biliyoruz ki, insan doğarken hangi ırka mensup olacağını seçemez, mecburidir. Benzer şekilde daha sonra çıktığı kabuğu beğenmeyip “ben Norveç li olacağım” diyemez veya başka bir millet. Bu nedenle hiçbir ırkın diğerine üstünlüğü olamaz.

Bizim derdimiz, bizim aslında kim olduğumuzun gizlenmesiyle ilgilidir. Sen busun dediklerinde “hoop, bi dakka, orda dur” gerçek bu değil diyebilmeliyiz. Yazılı kültürden uzak, göçebe topluluklarının tarih kaydı tutması zordur, bunu birileri yapmış ama her türlü manüpülasyona açık olarak.

Halil Orhan Acar, araştırıp gerçek Oğuz tarihine giden parçaları birleştirmeye çalışmış.

Admin

OĞUZ MİLLETİ-TÜRK ULUSU…Halil Orhan Acar yazısına devam et