GECMIS ZAMAN : PANAMÀ NOTLARI

13 Aralik 2014’te Panama’ya giris yaptik. Giriste bir takim sikintilarla karsilasabilirsiniz. Yakin cevrenin calismak icin geldigi bir ulke Panamá, dolayisiyla en az 500 dolar nakit, banka karti veya hesap bakiyesi ve ulkenize donus yapacaginiza dair ucak biletinizin olmasini sart kosmuslar. Alain ve ben sinifin iki gicik inek ogrencisi gibi banka ekstresi ve ucak bileti gibi gorunen rezervasyon hazirladik. Mike ise “ya ben bisikletle geri donecegim, ne ucak bileti” diyerekten hic bir sey hazirlamadi. Neyse sinira vardigimizda bizim is 5 dakika surdu. Mike’a defalarca ucak bileti sordular en sonunda pasaportuna damgayi vurup gecirdiler. Sanirim ABD vatandasi olma farki bu olsa gerek. Yagmur yagacak diye yagmur pantolonuyla pedallamistim ama hava acinca cikardim. Kafam yerinde olmadigindan cikardigim gibi de sinirda unuttum hatta arka cantami bile kapatmamisim. Benzincide durunca fark edebildim, hoop geri donduk. Ben guzelim pantolon gitti, bulan hayatta geri vermez derken Alain pantolonumla geri dondu. Adamin biri almis, yok filan dedikce Alain yahu almisin iste sinir gorevlisi soyledi deyince haa bu mu diye cikarip vermis.

elif68

Yola devam edip benzinciden sonraki ilk lokantada durduk. Costa Rica’da her sey pahali oldugundan oglenleri bile yemek pisirdigimizden ilk kez hazir yemenin keyfini cikaracaktik. Fiyatlar fena degildi. Yemekti kahveydi derken yagmur bastirinca nerede nasil kamp kuracagiz diye dusunmeye basladik. David’e varmamiz zor olacakti. Yagmur hafifleyince yola koyulduk. Bastirinca yine durduk. Epey bir otobus duraginda bekledik.

Sonra evlere baka baka yola devam ederken buyuk bir bahcenin ortasindaki evin sahibine sormak icin bahceye girdim. Evin etrafi cepecevre terasti. Izin alabilirsek mis gibi uyuyabilecektik. Ev sahibi “yav burada coluk cocuk rahat edemezsiniz deyip” bizi yolun karsisindaki annesinin evine goturdu. Evde kalan ve eve bakan arkadasiyla kalacaktik. Cadir da kurmaniza gerek yok icerde kalin oda var deyince ooh butun dogru durust kurumamis islak islak kaldirdigim cantanin icinde les gibi kokan esyalarimi tekrar yikadim. Aksam balkona gerdigim ipe tum gardolabimi asmistim neredeyse. Yine kurumadilar!

elif70elif71

Mike sartlar ne olursa olsun uyku tulumu ile disarda uyumaya alismisti. Keske ben de o kadar dirayetli olabilsem aslinda bir kere alisinca insan birakamiyor, tertemiz hava vs beni bir tek bocekler ve sivrisinekler endiselendiriyor.

Ertesi gun yolda Uvita’da karsilastigimiz isvec ve ingiliz cift ile karsilastik. Onlar da David’e gidiyorlardi. Epey bir beraber surduk sonra onlar daha hizli devam ettiler David’de gorusuruz diyerek  ayrildik.

elif77

David’e varmadan yine ufak bir kasabada uzun mola vermeyelim sandvic yapar yeriz diyerekten markete girdik. Alain bir suru turk gidasinin bulundugu rafa beni cagirinca elimdeki gps’i mal gibi cebime koymayi unutup rafta biraktim. Alttaki fotografta alttan ikinci rafta gerizekaliligimin belgesi gibi duruyor. Neymis turk lokumu ile poz verecekmisim. Sonradan fark edip geri dondum ama nafile ucmustu. Sozde kamerlari var kontrol etsinler istedim kim almis ne olmus maalesef gozukmuyor dediler eminim gevrek gevrek gulen herif aldi. Ama tabii aptalligin buyuk payi benim. Kimseyi suclayamam. Ben boyle kendimi oradan oraya atarken Mike ile Alain kendilerini tatli ziyafetine gommuslerdi. Erkeklerin su gamsizligina da hastayim.

elif82

David’e vardik. Itfaiye bizi maalesef misafir edemeyecegini soyledi. Cruz Roja kapiya kilit vurup gitmisti. Nerede kalicaz vs derken Protección Civil’e yani Sivil Savunma’ya sormaya karar verdik. Neyseki bizi kabul ettiler bahcede ister kamp kurun ister konteynerda yatin dediler. Bu arada gunlerdir kurumayan ve les gibi kokan kiyafetlerimi yikayip kurutabilecektim camasir ve de kurutma makinasi kombosu vardi. Nasil becerdiysem zamanlamam yaver gitti ciplak kalmadan kendim de dahil her seyimi yikamis, kurutucuya atmistim.

Ertesi gun bisikleti ve kocaman gulumsemesi ile karsimiza Kris cikti. Bizi yarim gunlugune evlat edinip, once bisikletciye sonra da ayakkabi alabilecegimiz bir dukkana kadar bize eslik etti. Hatta David’den ayrilirken bir de market alisverisimizi bekledi.

elif72

artik omrunu dolduran botlarimla vedalasma zamani gelmisti

elif80

Mike ve Alain’in ortasinda tatli tatli gulen Kris, Panama hakkinda yaziyor. Blogunu okumak, cektigi guzelim fotograflari gormek icin suraya ugrayabilirsiniz.

Henuz kent disina cikmistik ve yemek molasi vermistik ki yagmur bastirdi. Artik hemen her gun oglen sulari yagmur yagmasi normaldi. Hayatimiz GOT dizisindeki replige benzemisti ‘winter is coming’ biz de ‘rain is coming’ olmustu. Alain cep telefonuyla etrafta acik wifi bakinip birinin telefonunda acik wifi bulup Kris’e mesaj atti. Acaba geri donsek kamp atabilir miydik bahcelerinde? Cevap tabii ki olumlu oldu. Kris ve esi emekli olunca ABD’de yasamaya gucleri yetmeyen bir cift; amerikan ruyasi da bu iste. Dolayisiyla evi barki satip savip Panama’ya yerlesmisler. Kris inanilmaz guzel doga fotograflari ceken biri ve esi de blues muzik yapiyor. Once evlerinin yakinindaki ormanda yuruyup gunu nehir kenarinda harika gokkusagi ile kapadik.

Sonra da hep beraber pisirip yemege oturduk. Kris bisikletiyle sehirde gezdigini uzun mesafe gitmek istedigini ama bir turlu cesaret edemedigini David’de uzun yol bisikletcilerini bulup konuk ettigini bize anlatinca kendisini cesaretlendirdik. Yuvarlaklar cizmek yerine dumduz gidince epey mesafe katedildigini, bisikletin insanin vucudunu sekle semale soktugunu, 30 km ile baslayip bir iki haftaya gunde 100 km yakin pedallayabilecegini soyledim. Bu aralar ufak ufak turlar ile kendisini hazirliyor. Ilk uzun turunu Nicaragua’ya yapacak kismetse ve hala bisikletcileri evinde misafir ediyor.

David’den ayrildik yine saat 10:00 olmustu. Les gibi bir tarfikte les gibi yol insaatinda pedallamak can sikiciydi. Kazasiz belasiz ufak bi kente, San Lorenzo’ya vardik. Kiliseye soralim dedik. Bize papazin evini tarif ettiler. Padre Jose bizi kirmadi evine kabul etti, ogrencilerin kaldigi kucuk evi acti burada kalabilecegimizi soyledi. Aksamina bize icecek ve christmas’a ozgu tatli ekmek getirdi.

Ertesi gun sikintili insaat yolunu kah kufrederek kah yan tarafta beton dokulmemis cakilda bisikleti iterek tamamladim. Nihayet yolu uzatsak da insaattan ve tabii ki tir trafiginden kurtulacagimiz 5 nolu karayoluna sapabilecektik. Sapaktaki polise nerede kamp atabiliriz diye sorunca 5 nolu karayolunda devam edin La Naval’a varinca sorun askeri us size yardim ederler dedi. Enteresan ilk kez askeri usse soracaktik. Genelde askeriyenin etrafinda durmak bile yasaktir. Neyse sansimiz varmis Tegmen Cortez bizi kabul etti. Kadin oldugumdan ve kendisi de kadin oldugundan midir bilinmez. Ustune ustluk bize bir cuval atistirmalik hediye verdiler. Snickers gofret, adam basi uc kucuk sut, uc paket cornflakes, say say bitmez. Resmen yilbasi hediyelerini kapmis cocuklar gibiydik. Hatta hepsiyle siltelerin uzerinde poz verdim ama butun arsivim sizlere omur.

Gece tatlis fransizim ile cep telefonunun aplikasyonundan yildizlara baktik, aplikasyonsuz daha guzeller tabii maksat hangisi ney isimlerini gorebilmek.

Sabah tegmene tesekkur ettik, yolumuzun uzeri La Mata’da annesinin evinde kalabilecegimizi soyledi. Gunesli sahane bir gunde sessiz sakin kivrimli yolda pedallamak muthisti. Rampalar dik ve yorucuydu ama en azindan gotumun dibinden gecen tirlar yoktu. Sona sehrine varinca hava kararmaya yuz tutmustu polis merkezine sorduk kamp kurabilir miyiz diye. Arka salonda uyumamiza izin verdiler. Dus isini de bahcede kovayla dus alarak cozuverdim.

Yol uzeri Sona’ya varmadan ilk rodeomu izledim.

elif85

La Mata’yi gecmisim oyle gidiyorum. Mike yetisti geri donmemiz lazim La Mata geride kaldi deyince geri donduk. Tegmenin annesi Senyora Deborah evde yoktu, kiliseye gitmis. Epey bir bekledik. Beklerken karsi dukkana gectik bir seyler almaya. Cok tatli bir ana kizla tanistik. Onlar da yaklasik 1 sene once bisikletli bir genc agirlamislar. Genelde rota uzerindeki hemen herkes uzun tur bisikletcisi gormeye alisik, cogu da bir sekilde misafir etmis.

Senyora Deborah kiliseden donmustu hatta yemek bile getirmisti. Bize pilav, fasuleye ve et ikram etti. Etler Mike’in tabagina uctu tabii. Salonda cocuklarla milyoner oynadik. Bahcede de  gayet rahat uyuduk. Asiri sevimli uc kucuk kedicik vardi bos anim onlarla oynamakla gecti.

Ertesi gun Aguadulce isimli sehre vardik. Epey erken varmistik. Bi kafede wifidan faydalanalim saga sola bakinalim kalacak yer bulalim vs derken vakit gecti. Ilka isimli kadincagiz gelip bizle sohbete basladi en sonunda da bizi evine davet etti. Git git bitmiyor sehrin de disina ciktik. Arada kendi kendimize boyle her gel diyenin pesine takiliyoruz bi gun kesecekler bizi filan seklinde sacma espriler yapiyoruz. Sonradan fark ettim evi rotamizin uzerinde sehrin cikisindaydi. Sag olsun evlerinin yan tarafinda eskiden lokanta olarak islettikleri alanda kaldik.

Penenome sehrine vardigimizda bir milyoncu mu desem manifaturacilar carsisi mi desem oyle bir sokaktan kendime sonunda bir cibinlik aldim. Boylece Alain’in cibinligine sikismak ya da sicak havada cadir kurmak zorunda kalmayacagim.

Belki sansimiz yaver gider diye itfaiyeye soralim dedik. Cok misafirperverdiler hemen kabul ettiler hatta yemeklerini bile paylastilar. Aksam amir ile tanistim. Ilk kez kadin itfaiye amirí ile tanistigim icin cok mutluydum.

Ertesi gun kesinlikle deniz gunuydu, cunku plaj hattinda pedellayacaktik. Ancak plajlara ulasmak da oyle cok kolay degildi maalesef ana yoldan epey icerdeydiler. Farallón isimli minik kasabaya girince once bi hostele soralim belki fiyatlari internetteki kadar ucuk degildir dedik. Yanilmisiz fiyatlar yuksekti. Kasabada, kiliseden sorumlu kadin kilisede kalabilecegimizi soyledi. Aksam kilisenin onunde yemek pisirirken tum kasabanin ilgi odagi olduk herkes selam verip bizimle konusmak istedi. Sabah toparlanmistik ki Omar isimli genc bizle sohbete basladi. Ilerde kasabanin sonunda Pipa’s isimli lokantada calisiyordu ve kesinlikle orada kamp kurabilecegimizi dusunuyordu. Isletmeden sorumlu Jan ile ayak ustu sohbet ettik. Tabii istediginiz kadar kalin deyince haydi hayrilisi gidip bakalim dedik. Cennetten bir kose diyeyim o kadar guzel. Tek dort bir yani kapali tek yapi mutfak ve bar. Sahilin sonuna kadar palapalar var iki sira bir de giriste dus ve tuvaletlerin yaninda treylerdan bozma calisanlarin kaldigi minik baraka var. Ve tabii ki sakin sessiz pasifik okyanusu tam dibimizde. Teklifi geri cevirmedik.

Iki gece kalip yolumuza devam edecektik ama bizi birakmadilar illa Christmas’a kalin dediler. Bu arada kaldigimiz ilk iki gun ancak Omar’la mutfagin temizligine yardim edebildik. Onun disinda is yapmak istesek de bir turlu yolunu yordamini bulamadik. Ancak cicek sulamaya yardim edebildik. Sanirim calisanlar islerini kaybetmekten korktular, baska turlu aciklayamayacagim. Dusmanlik degil ama bize karsi mesafeli olmaya gayret ettiler. Lokantanin monusunde tatli yoktu. Alain’in fikri ise genisce olan palapalardan birinde krep yapip satmakti. Fiyat araligi 3-7 dólar arasi degisse dunyanin parasini kazanabilirdik iki gunde ama iste lokanta sahibine sorduk. Hemen evet demedi. Ben bi arastirip size rakam cikaririm dedi. Daha sonra da kendisini goremedik. Jan’a da bir sey dememis biz de epey kaldik artik hayalimizin uzerine bir bardak su icip yola devam edelim dedik.

30 aralikta yola koyulduk. Coronado plajina varmadan bir balikcinin evinde konuk olduk. Alain yine cocuklari sihir numarasiyla costurup bana geldi “yav sen de bir numara yok mu cocuklari oyalayacak ayrilmiyorlar iyice costular” diye. “Canim ben cocuk sevmiyorum” dedim. “Ben de sevmiyorum” dedi. “E o zaman ne diye sihir numarasi vs cocuklari ziplattin” desem de nafile benim de bi numara bulmam lazimmis boyle misafir oldugumuzda filan eglenecek. Aslinda hakli da valla bildigim butun numaralari unuttum. Bu yastan sonra ancak ip atlayabilirim belki o da ilginc degil.

Yeni yil kapimizdaydi biz ise Coronado Plajinin girisinde supermarket sirasindaydik. Yine bir fransiz buldu Alain’i mutlaka Coronado Plajina gelin harika butun sahil evleri havai fisek patlacak super parti ortami olacak ben kapiya sizin geleceginizi soyleyecegim dedi. Bizi ozel bi partiye filan da davet etmedi ama anladigimiz icerde super eglence olacagi idi.

Yemek yiyip daha sonra da kapisinda guvenlikli Coronada Plaji seridine girmeye karar verdik. Yemek yerken en az 8 itfaiye araci Chorrera tarafindan gelip, trafigi talan ederek  Coronado’ya sapinca kesin sahildeki havai fiseklerle ilgili bir sey oldu dedik. Yemegi bitirip plaja dogru pedallayinca olay yerini gorduk. Megerse sehrin girisine yakin nalbur dukkaninin deposunda elektrikten yangin cikmis. Tabii icerde bin bir turlu yanici patlayici madde ve zehirli gaz oldugundan hemen herkes ayaklanmisti.

Itfaiye tabii yerinde yoktu ama karsi binadaki kablo tv firmasinin guvenlik gorevlisi, ‘bir sey demezler kalabilirsiniz’ dedi. Bisikletleri park ettik. Vakitten kazanmak icin bahce dusu aldik. Uzerimizi degistirip plaja indik. Henuz cilgin herhangi bir partinin isaretini gormemistik. Geri dondugumuzde itfaiye hala gorunurde yoktu. Hava kararmadan cadirlari kurup yemek isine giristik. Yemegimizi yerken itfaiye geldi. Tum sene olaysiz gecmis, senenin son gunu bu yangin cikmis, zehirli ve yanici gaz da sondurme isini epey zorlastirmis. Neyse ki kimse yanmamisti. Yemegimizi bitirince aldigimiz bir sise rom ile solugu plajda aldik. Aslinda itfaiyenin karsisindaki restaurant tam da bizim sevdigimiz sarkilari calarken ayrilmak hic istemedim ama plajdaki partiyi de merak ediyorduk. Oysa hevesimiz kursagimizda kaldi, plajda oyle parti marti yoktu herkes kendi arkadaslariyla ya da ailesiyle takiliyordu. Tesellimiz havai fisekler oldu. Kafa lambami da neredeyse pasifige kaptiriyordum.

Eski yilin son gununde sahilde saklabanlik yapmasak olmazdi

Ertesi gun neden bilinmez kalmaktansa yola devam etmeyi yegledik. Sorunsuz ilerlerken Mike’in lastigi patladi. Ilerde golgede duracagim deyip bizi gecip agaclikli bir yerde durunca biz de ona katildik. Durdugumuz yer agaclandirmayla ilgili bir hacienda’nin girisiydi.

Sagin solun fotografini cekerken iti tane tip belirdi citin obur yaninda, sonra citin disina ciktilar sayilari da artti. Ispanyolca konusuyorlardi ama sarhos muydular, hapli miydilar dediklerinden pek de bir sey anlamiyordum. Mike bu arada ne kismetsizlik ise coktan lastigini cikarmisti. Elimdekileri alip ‘git buradan, biz idare ederiz’ diyerek ortamdan uzaklasmami soyledi. Hemen pedallayip uzaklasmak istesem de adamlar Alain ile Mike’in dibinden ayrilmiyorlardi. Bir turlu rahat vermediler. Yolda emniyet seridinde uzaktan izlerken bir sey duyamadigimdan ancak vucut dillerinden dostane olmadiklarini gayet net anlayabiliyordum. Hele iclerinde yasca en genc olani tam bir belaydi. Bizimkiler toparlanmaya calisirken bu sefer de bana sardi. Yola buyukce dal parcasi atti. Hedefi bendim buyuk ihtimalle, bir tanesi elinde Mike’in pompasi ile gelip ‘bu calismiyor baskasi yok mu’ diyerek gelince dusunemeyip benim pompayi verdim. Adamlar iyice kavgaci tavir takindiginda yoldan arac durdurmaya calistim ama insanlar sofor koltuguna oturunca sanirim insanliktan cikiyor ve yol kenarinda ellerini kollarini sallayan insanlari gormuyorlar.

Mike hala patlak ve inik olan lastigiyle yanima geldi. Ikimiz birden Alain’a sesleniyorduk ki, kavgaci tiplerden yola dal atan arkasindan cam kavanoz firlatti. Allahtan hicbirimize isabet etmedi. 5-6 km gidip mecburen lastik tamiri icin mola verdik. Ilk kez gercekten bilerek ve isteyerek zarar verecek tiplerle karsilasmistik. Aklim almiyordu! Bu arada benim pompa da geride kalmisti. Isimiz cabuk bitsin diye ic lastik verdim. Sansimiza boynundan hava kacirdigini fark ettik. Arada da ‘ya adamlar arabaya atlayip, pesimizden gelirse’ diye telasla cis molasi veren minibús ve arabadan inenleri kontrol ediyorduk. Ikinci ic lastigi cikarip verdim, vermez olaydim o da patlak cikti. Neyse en sonunda yama yapip yola devam edebildik. Onumuzdeki rampayi pedallarken hava da kararmaya baslamisti. Capira’da itfaiyeye vardigimizda tamamen karanlik cokmustu. Karsidan karsiya da kolay gecemedik fena trafik vardi. Yanda polise sikayet etmeyi dusundum ama sonucta basimiza bir sey gelmemisti, polisin de soracagi soru buydu. Kavanoz isabet etse belki sikayet edebilirdim ama suc islenmedigi surece dusmanligi kime nereye sikayet edeceksin?

elif113

Aksam saatleri La Chorrera Itfaiye Istasyonu

yuca ekmegi :)

yuca ekmegi 🙂

elif111

Normalde ekmekler hep tatli ama bizim anladigimiz turden normal ekmek olunca genelde ‘pan frances’ deniyor. Viril fransizca maskulen erkeksi anlamina geliyormus. Yuca ekmeginin ‘hos’ goruntusunden sonra ‘pan viril frances’ tanimi da bizi epey guldurdu.

La Chorrera’da iki gece kalip Panama City’ye devam ettik. Bilgisayarimin bu sefer de wifi kartinda sorun cikmisti. Bir sekilde komple bloke olmustu ve acmam mumkun degildi. Bakmadigim Linux forumu kalmamistir sanirim. Bu arada Panama City’ye gitmeden hemen herkese sordugumuz Las Americas koprusunu bisikletle gecip gecemeyecegimizdi. Hemen herkesten gecebilirsiniz emniyet seridi var vs laflarini duydugumuzdan guvenimiz tamdi. Ama aci gercek korkunc trafik ve emniyet seridini gectim normal serit bile yoktu. Hemen dibimizden gecen araclar, onumuze kiran taksiciler derken olmeden, dusmeden gecmeyi basardik. ABD’den beri bu kadar strese girmemistim sanirim. ABD’de guney rotasini takip edince ozellikle Texas eyaletinde epey bir kopru gecmistim.

elif107

Las Americas Koprusu – Panama city

elif114

Panama City bizi sahane bir sekilde karsiladi. Gunlerden pazardi ve ana yollar bisikletliler icin kapatilmisti. Yolun ortasinda fotograf cekmeye calisirken bir anda arkamizdan arabalarin yaklastigini gorunce cok sasirdik. Yolun basindaki gorevli bize 5 dakika icinde ‘ciclovia’nin bitecegini soyleme geregi duymamisti. Makinayi topladigim gibi bisikletimi toplamaya kostum. Sagda futbol stadyumunu gecince harika bir kordonboyunda oldugumuzu fark ettik ustune ustluk aramamiza da gerek yoktu kaykay parki burnumuzun dibindeydi. Daha once bir suru rampali merdivenli buyuk parklar gordugum icin bu ufak kaykay ‘bowl’unun kiymetini bilemezdim. Ama Mike’in dedigine gore cok meshur bir kaykayci tarafindan tasarlanmis ve insa edilmis ve tabii diger rampali parklardan farki iste tas seklinde olmasiydi. Kaykayseverler buradan detayli bilgilere ulasabilirler 😉

Durup parkta oglen yemegimizi ve kahvemizi pisirdik boylece Mike istedigi kadar kaykay parkinin tadini cikarabilecekti. Parkta pesimize takilan iki bisikletli veletle beraber sehrin bagrina dogru pedallamaya basladik. Her zamanki gibi turistik ile fakirlik kolkolaydi. Itfaiyeyi bulalim diye girdigimiz sokakta millet sokakta cocuklar sus havuzundaydi. Sokak futbolu oynayanlar daha ileri gitmeyin sizi kesecekler diye klasik elleriyle bogaz kesme isareti yaparken bisikletli polislerle karsilasmamiz bir oldu.

elif115

Polislerden biri de melez guzeli bir kadindi. Beraber fotograf cektirdik ve itfaiyenin yerini sorduk. Bizimle sehrin icine kadar pedalladilar. Panama City itfaiyesi ayrica eski itfaiye araclarinin da muzesiymis. Uc tane calisir durumda piril piril antika araci gorunce cok sasirdik. Bu arada soru sordugumuz itfaiye eri ustumuz burada degil maalesef sizi agirlayamayiz dediler. Biz de Cruz Roja’ya gitmeye karar verdik. Yoldaki iki kisiye sorduk yeri ogrendik tam sokaga sapacagiz, sokagin basindaki kadinlar durun bu sokaga girmeyin filan diye bizi uyardilar. Cruz Roja’nin kapisi kapaliydi zili calmak icin ise cesaretten fazlasi lazimdi. Kapinin onundeki esya yiginini karistiran evsiz ve de uyusturucu bagimlisi tipler pek tekin gelmedi gozumuze. Sokaga girmemizle cikmamiz bir oldu. En sonunda bir hostele gitmeye karar verdik. Sokakta sorunca Mama Llena isimli hosteli tarif ettiler ancak doluymus biz de en yakindaki hotele gittik. Odayi uc kisi paylasinca hostelden daha ucuza geldi. Sahibi oldukca dostaneydi ve bisikletleri park ettigimiz yari acik garajda yemek pisirmemize de ses etmedi.

elif134

Halen calisir durumdaki antika itfaiye araci

Ertesi gun sehrin obur ucuna bisikletci dukkanlarina ugradik. Istedigimiz gibi bir pompa bulamadik. On bisiklet farimi El Salvador’da kaybetmistim yenisi ise cok pahaliydi almaktan vazgectim. Bilgisayari tamir edecek bir yer bulamamistim. Ama en azindan paralanan sandaletlerimi yenilemistim. Bir gece daha otelde kalmaktansa itfaiyeye bir kez daha ugrayalim dedik. Bu sefer verdikleri cevap ‘ah zaten iki bisikletci agirliyoruz’ oldu. Pek inandirici degillerdi. Buyuk kentlerin de sorunu bu sanirim. Tabii itfaiyeye de hak vermek gerek sonucta adamlarin isi bisikletci agirlamak degil. Gerisin geri otele donduk. Buyuk odayi kaybetmistik ama olsundu iyi kotu biraz ufakca bir odaya yerlestik.

Ertesi gun kamerami tamir ettirmek icin sehrin guneyine pedalladik. Yetkili servis nasil bir yetkili servis ise sadece gozden gecirmek icin 53 dólar isteyince vaz gectim. Varsin kendi lensiyle calismasindi. Eldeki manuel focus lenler ile idare etmeyi ogrenmem gerekecekti.

Ucuncu aksamimizda sehrin tarihi bolumune yakin bir hostele tasindik.  Hostel maalesef inanilmaz bakimsizdi ama sehrin belki de en guzel manzarasina sahipti. Mutfaktaki ocak miyil miyil edince benzin ocagiyla terasta sebzeli makarna ve bira esliginde gun batiminda yemegimizi yedik.

Panama City’de son gunumuz sabah erkenden kalkip gun dogumunu yakaladim

Hostele yakin cok ucuz bir lokanta bulduk ustune ustluk hemen yanindaki pastanede Mike’in en sevdigi ve bizi de alistirdigi adi hemen her yerde degisime ugrayan ‘budín’ nam-i diger ‘mama llena’ inanilmaz ucuza satiliyordu.

elif123

mama llena

la pirata de caribbean

la pirata de caribbean

Panama sokaklarindan manzaralar

Panama City, tarihi sehirden sokak manzaralari

Panama City disina ciktigimizda kanal boyu pedallayabilecegimizi hayal etmistik ama tabii yanilmisiz kanal boyu gemilere klavuzluk eden, yuk indirip bindiriren firma ya da devlet kurumu vardi. O kadar yil calistigim sektor mantiken dogrusu buyken ne bekledim ben de bilmiyorum. Istanbul bogazi gibi dogal olmadigindan kavuzdan havuza aktara aktara koca gemilerin gecmesi tabii ki gozetim ve denetim gerektiriyor.

Bir iki noktada durup seyretme imkanimiz oldu. Sonrasinda yola devam ettik. Acayip donusler ile nihayet sehrin disina ciktik ama cok uzaga gidemedik. La Saber yani City of Knowledge’de nerede kalacagiz filan derken Stephen kosusunu yarida kesip bizimle selamlasti ve sohbet etti. Kalacak yer bulamazsak aksam 17:30’da ana yolun sonuna gelmemizi boylece bize kamp kurabilecegimiz bir yer gosterebilecegini soyleyip kosusuna devam etti.

Ve bir kez daha ne polis, ne de itfaiye kamp yeri gosteremeyince yolun sonuna gittik. Mike bizden once gidip Stephen ile bulusmustu, donusunu bekleyip hep beraber Stephen’in evine pedalladik. Stephen ve ailesi Fransa’da yasamislar. Bolivya’da kahve ciftlikleri var ve Panama’da bir cesit ogretmenlik yapiyor. Ben kendisinin Indiana Jones’un gercek hayat versiyonu oldugunu dusunmeden edemedim. ABD’den gelecek ogrenciler ile Darien Bolgesine gideceklerdi. Sizden once gidersem size e-posta ile bilgi veririm dedi. Ilk kez ondan ve de bize okumamiz icin verdigi kitaplardan sinir polisinden izin almamiz gerektigini ogrendik. Mike Eger bir yolu varsa bisikletle Darien’i gecmek istiyordu. Benim ise derdim bisikletin agirligi; uzun sure itmek, cekmek, nehir gecmek cok sikintili olacak diye dusunmekteydim. Darien karadan cok az kisinin gectigi Panama ile Kolombiya arasinda dogal siniri olusturan bolge. Bolgenin buyuk bir kisminda asfalt yol yok ve olmamasi buradaki dogal hayatin bozulmadan devam etmesini sagliyor. Ancak bu dogal parkta yerlilerden baska gerilla ve uyusturucu ceteleri de barinmakta. Tabii bir donem boyle oldugunu var saysak bile su an icin cok da gecerli oldugunu sanmiyorum. Buraya asker yigmak ve yerlileri kontrol altinda tutmak icin hukumetin siktigi palavralaradan olabilir. Ne kadar tanidik!

La Saber’den sonra La Soberania dogal parkinda mola vermeye karar verdik. Gunun kararmasina daha zaman vardi. Bisikletle yukaridaki nehre yuzmeye gittik. Burasi da kamp icin guzel bir noktaydi ama suya yakin yerler sivrisinek barindirdigindan en iyisi park girisine yakin alanda kalmakti. Ertesi gun buyuk bir umitle dolana dolana Canopy Tower’a ciktik. Burasi eskiden ABD askerlerinin ussuymus. Halka acik sandigimiz yerin cok ama cok pahali bir otel oldugunu ise yolun sonunda ogrendik. O kadar yolu bisikletle tirmanmis olmamiza pek aldiris etmediler ve bizi iceri almadilar. Buyuk hayal kirikligi olmasina ragmen sirf yokus ve rampa ve doganin icinde bisiklet surmek icin bile cikilir. Son gunun sabahi erkenden kalkip gun agarmadan ormandaki patikayi yuruduk. Gozlem nokatsinda uluyan maymunlar da yeni uyanip gune basliyorlardi onlari seyrettik. Sonrasinda Mike hazirlanip Panama City’ye geri dondu. Alain ve ben Darien’i bisikletle gecme olayindan vazgecmistik, Colón’a gidip feribot ile Kolombiya’ya gececektik. Yollarimiz ayriliyordu.

elif108

Mike’in arkasindan su dokup ugurladim biz de hazirlanip ulkenin kuzey dogusuna dogru pedallamaya basladik. Aslinda erken yola ciksak buyuk ihtimal bir gunde Colón’a varabilirdik ama gec yola cikmistik ve tam uc kez yol degistirmistik. Girdigimiz ilk eski yol cok bozuktu ve bir suru cukur vardi. Ikincisi ana karayoluydu ve emniyet seridi yer yer kesintiye ugruyordu. Otobana girdik ve tam oh be demisken bu sefer de otoban guvenligi bizi istemedi. Neymis trafik cok hizliymis. Iyi de biz trafikte seyretmeyecegiz buradaki emniyet seridi oburunden cok cok daha genis bize tehlike yaratmiyor desek de adamlari ikna edemedik. Pesimizde aracla gerisin geri karayoluna donduk. Neyse ki care olmayinca bir sekil yola adapte oluyosunuz, emniyet seridindeki kesintiler de ilerleyince azaldi. Kesinti dedigim seyler 2-3 metre uzunlugunda cukurlar veya iri taslarla bisiklet binilemeyecek sekilde kesintiye ugramasi mecbur ana seritte pedallamaniz gerekiyor. Bu da her el kaldirana duran minibús otobus soforlerinin yanisira pek zevkli olmuyor.

elif151

Colon’a giderken

Colón’a da sansa bakin Pazar gunu girdik. Aldigimiz duyumlar feribotun bisiklet icin 100 dólar para isteyebilecegi yonunde oldugundan port cocó’ya girmeye karar verdik daha yolun basinda buranin kucuk tekne limanindan ziyade buyuk gemilerin konteyner limani oldugunu anlayip alain’i vazgecirmeye calistim. Bu gemilere binmemizin imkani yoktu. Limani boydan boya pedalladik Pazar gunu oldugundan issizdi. Yolun sonunda kirik dokuk binanin iscilerin yerlesim yeri oldugunu dusunerek geri donduk donusumuzde port manzana’nin guvenlik gorevlisi bize inanamadi. Yolun sonu apayri dunya, nasil geri donebildiniz soyguncunun gaspcinin yuvasi allaha sukurler dondunuz diye diye aklimizi aldi resmen. Cagirdigi polislerden rica etti bizi sag salim yolun basina takip etsinler diye. O saskinlikla yola devam edip sehir merkezine vardik. Burada da ciclovia sebebiyle yolu kapatmislardi. Yine kalacak, kamp yapacak yer sorduk. Biz size yer gosteririz filan diye diye beklettiler neyse ki yemek ikram ettler, kisa roportaj yaptilar. Devletin bisiklet kullanimini tesvik etmek uzere duzenledigi bir organizasyomus. En sonunda bir araci takip ederek kamp kurabilecegimiz yere dogru yola koyulduk. Megerse bahsettikleri feribot iskelesiymis. Alanda kamp kuramazsiniz ama isterseniz iskelenin onunde kamp kurabilirsiniz deyince guvenlik gorevlileri son sansimiz itfaiyeye gitmeye karar verdik. Neyseki itfaiyede kalabilecektik. Bu arada itfaiye eriyle yaptigimiz sohbette limandaki guvenlik gorevlisinin abartmadigini Sabah girdigimiz yolun cok tehlikeli oldugunu ogrendik.

Ertesi gun yine feribota alternatif aradik. Orta Amerika’nin en buyuk serbest bolgesine girdik. Derdim uygun fiyata bir GPS almakti ama 150 dolara bulunca almaktan vazgectim. En sonunda feribota fiyat sormaya gittik ki ne ogrenelim feribot bugunmus. Fiyati 108 dólar ama bisiklete halen ne alacaklarini bilmiyoruz. Geri donup hazirlanmaya karar verdik bizim gibi iki bisikletli daha vardi. Almanyadan gelen bir cift neden bilmem 20 lt su bidonu tasiyorlardi.

Alelacele yemek yiyip cantalari hazirlayip feribota kosturduk. Feribot firmasi italyan, tum personel italyadan dolayisiyla maaslar pahali gelmeye basladigindan dil bilen Panama ve Kolombiya’lilari ise aliyorlarmis. Cok sevimli ve akici ingilizcesiyle Panama’li bir genc bizimle ilgilendi. Her sorumuzu tek tek yanitladi. Yolcu bedeli vergiler dahil 108 dólar ve kredi karti ile odeyebiliyorsunuz. Bisiklet bedeli ise 25 dólar onu da kargo bolumunde oduyorsunuz ve size makbuz veriyorlar. Toplam 133 dolara Kolombiya’ya gidebiliyorsunuz. Bisiklet isi de super kolay cunku uyusturucu icin kopekleri var. Iki gorevli ve iki kopek ile bu isi cozmuslermotorsiklet ve bisikletleri kenara birakip uzaklasiyorsunuz kopek her yerini kokluyor. Sonrasi bisikleti kendiniz itip feribota park ediyorsunuz bu kadar basit. Feribotlar arac trafigi icin de dusunulmus ama sanirim konteyner firmalarinin baskisiyla araba almamaya baslamislar.

Pulman salonunda yerde uyuyabilirsiniz ya da koltugunuzu yatirip uyuyabilirsiniz. Dolayisiyla matinizi battaniyenizi yaniniza almayi unutmayin. Bu arada bisiklete yiyecek yuklemeyi de unutmayin cunku yemek feribotta oldukca pahali. Deniz tutmasi icin de bir seyler almakta fayda var. Asiri sallamasa da beni epey rahatsiz etti. En sonunda sikintisiz Cartagena’ya vardik. Burasi sacma tabii cunku bisikletinizi yurutmenize, binmenize izin vermiyorlar neymis orada ancak yayalar yuruyebilirmis. Ille bisikletleri ufak yuk arabasina koymak ta inat ettiler. Hele uzaktan indirmelerine tanik olmak sinir bozucuydu. Yardim etmek ve dogru durust tutmalari icin yanlarina gitmeye kalktigimdaysa gorevliler o alana gecmeme izin vermediler.

elif150

Colombia!

Neyse pasaporta damgamizi alip obur tarafa gectik, cantalari tek tek acmamiz gerekip gerekmedigini soracaktik ki yanimizda beliren gorevli kadin yanimizda yiyecek olup olmadigini sordu. Yanimizda yas yiyecek yok genelde kuru gida tuketiyoruz, pirinc, makarna filan deyince kadin ‘pirinci geciremezsiniz lutfen pirinci birakin’ dedi. Alain ara ara bir turlu bulamiyor, yedikmi acaba diye dusunuyoruz bu arada neyse en sonunda buldu. Uzerimizdeki acik bir suru sos ve baharata bir sey demediler bir tek pirince kokayin muamelesi yaptilar. Kapali paket olmasina ragmen imha edildi.

En kisa zamanda Kolombiya ve Venezuela yazilari gelecek. Bilmeyenler icin hala Venezuela’dayim. 19 Subat’ta kaza gecirdim. Ben de bir sey yok ufak tefek siyriklar ancak bisikletim ve bagajlar kirilip bukuldu. Bisiklet 4 yerinden kirildigi icin kaynak yaptirmam mumkun gibi durmuyor. Surly firmasi her burnu buyuk firma gibi sordugum sorulara cevap vermedi. Otobusun sigortasi tahmin ettigimden daha yuksek bir rakam odeyecek 195000 BsF ancak her gun deger kaybettiginden mayis ortalarinda  bu parayi aldigimda sanirim bazi elektronik esyalari karsilamak ve iste ulkede yasama vs icin kullanacagim. Tum bunlarin disinda da beni okuyan kazami duyan hemen yardima kosan tum dostlarima ve yeni takibe baslayip bagis yapan bir suru kisiye cok ama cok tesekkur ederim. Simdilik kendime ve ihtiyacima uygun bir bisiklet bulamadim. Cunku mizmizin tekiyim. MTB kadro sevmiyorum elimdeki yedek ekipmani ve bir onceki bisikletimden kurtardigim parcalari kullanabilecegim bir bisiklet bakiniyorum. Eh kisa boylu olmak kadro konusunda isleri daha da zorlastiriyor. Yakin tarihte Kolombiya’ya geri donecegim. Olympus’un Kolombiya yetkili dagitimcisina tamir icin ugrayacagim ve evet orada da bisiklet bakmaya devam edecegim. Hayalim ikinci bisikletimi kendim yapabilmek kismet.

Macera kaldigi yerden devam edecek  🙂

↓