Kıyamet başladı artık sadece seyirciyiz

Bir…

Başkanlık ve referandum, olmadı ters tepti, erken seçim tartışmalarının sonuçları, beklenmedik ve çok köklü yeni yapılanmalara zorluyor…

MHP infilak etti parçalandı, Şubat Mart demeden CHP’nin çok az ihtimal yönetim değişikliği büyük ihtimal parçalanacağı ufukta görünmeye başladı…

Yepyeni bir merkez parti geliyor, bu olağanüstü dönemde devlet bekası etrafında bütünleşmiş sağ ve sol demeyen ancak sağı ve solu bünyesinde bulunduran bir büyük partinin düşünsel hazırlıkları çoktan bitti bile…

FETÖ’ye ve yolsuzluk ve şaibelere kişisel geçmişlerinde hiç bulaşmamış siyasiler sağ-sol demeden siyasette yepyeni bir çıkış arıyor. Sadece MHP’nin değil bir yıla kalmaz, CHP’nin de müzeye ya da bir vakfa dönüştüğünü görürseniz şaşırmayın…

Yollar tıkandı ve çıkış kapıları zorlanmaya başlandı…

Hesap kitap ortada, CHP kendi içinde tıkanmış bu büyük ihtiyacı karşılayamıyor, MHP ise çoktan teslim oldu…

Sağdan soldan onlarca siyasiyle görüştüm, sağlı sollu birçok vekilin ve siyaset adamının, bu çıkışsızlığı aşmak için, ideolojik rezervlerini bir tarafa koyup, cumhuriyet, hukuk ve memleket bekası etrafında çok yoğun irtibat halinde birbirleriyle görüştüklerini gördüm.

Zaman daraldı¸ herkes hesabını şimdilik referandumu patlamak üzerine kuruyor, kıyamet başladı, artık sadece seyirciyiz…

ÜLKENİN BEKASI SON GÜNLERİNİ YAŞIYOR

İki…

Oldu-bitti dayatmasıyla başkanlık geliyor ve demokrasi cennetten kovuluyor, kural ihlali yapıldı ve ilk günah işlendi…

Demokrasiyi koruyan en ağır yasaklar demokrasinin nimeti ekranlar vasıtasıyla demokrasinin nimeti vekiller tarafından göz göre göre ortadan kaldırılıyor…

Bağımsız hukuk kurumları oturmamış batı dışı toplumların ‘mutlak kötülük’ü başkanlık önce tartışılan sözü edilen bir kavramdı, şimdi hepimizin sessizliği ve meclis çoğunluğuyla varlık kazanıyor.

Yoktan var eden artık bir ‘şeytan’…

Kayıtsızlığın kitleselleşmesi ve kökleşmesiyle demokrasiye dönüş imkansız bir hal aldı.

İktidar, ‘suçüstü yakalanırım’ın korkusu ve sabırsızlığıyla siyaseti çözülemez-baş edilemez uçurumun kenarına sürükledi, bir ülkenin bekası, ya başkan olurum ya ülkeyi uçurumdan atarım, tehdidi altında son günlerini yaşıyor.

ZAMAN KAVRAMI KALKACAK

Ne olacaksa, referandum, bilemedin erken seçim süreçlerinde olacak, bir millet bir ülke bir tarih, kontrol ve müdahale edilmesi imkansız bir rejime dönüşecek…

Şunun şurası birkaç ayınız kaldı, artık ‘acele’ etmek derdi de kalmayacak..

Başkanlık sonrası artık ‘zaman’ kavramı da kalkacak, eylemsizlik halinde zaman yoktur, ebedi cennet ortaçağ dinidir, istesen de eylemle değiştirme-dönüştürme-ses çıkarma şansına sahip değilsin..

Eylem-hareket yoksa hayat da yok, tıpkı Suud ülkesi gibi ‘zaman’ donacak…

Eylem-hareket-konuşma-rahatlama şansı sadece başkanın, yani hepimizin iradelerini temsil eden Tanrı’nın…

Sen, ben, hepimiz, söz söylemeden de eylem yapmadan da cezalandırılacağız, biz sadece ‘cezalandırılan’, ‘yasaklanan’ nesneler olacağız, açın, tarihin gelmiş geçmiş en derin siyaset bilimi kitabı Kanunların Ruhu’nu okuyun: Keyfi yönetim, hanedanlık, sultanlık neden yıkıldı ve ‘kanun’ neden icad edildi!

Hatta hiçbir dua ve hiçbir tövbenin işe yaramadığı bir rejim.

TEMİZLENMESİ İMKANSIZ

Kardeşlerim.

AKP siyaseti tüm varlığı ve yapısıyla yoruldu, FETÖ’ye, PKK’ya, yolsuzluğa, şaibelere bulaştı ve üstü başı bit pire kaynıyor, temizlenmesi imkansız bir hal aldı, delilik, insanın iç bütünlüğünün dağılması demektir.

AKP’nin iç bütünlüğü kayboldu, bu iç bütünlüğü ‘başkanlıkla’ toparlarım diyenler de yanıldıklarını biliyor, ancak akıllarına başkanlıktan başka çare gelmiyor…

Delilik, kuruntular, halüsinasyonlar paranoyalar demektir, AKP kuruntular şüpheler paranoyalar içinde çırpınıyor…

AKP’ye hakim olmuş bu delilik halinin ‘başkanlık’ tabelasıyla iyileşebileceğine başkanlık isteyenler de inanmıyor ancak hepsinin elleri ayakları bağlanmış…

Başkan olduktan sonra yapılacak yeni anayasayla bu delilikten kurtulamazlar, geçmişteki suçları bir şov mahkemesi ve hemen aynı gün bir afla temizleyerek, AKP ve başkan, bu halüsinasyonlardan kurtulamaz… Bu saatten sonra AKP’yi halifelik-padişahlık-sultanlık-başkanlık hiçbir sistem kurtaramaz…

Olan halkımıza devletimize dirliğimize ve kör topal ayakta kalmaya çalışan hukukumuza olacak, AKP on beş yılın biriktirdiği pisliklerinden kurtulmak isterken ülkemiz ve dirliğimiz ve rejimimiz ve iç güvenliğimiz parçalanacak…

MECLİSİN HÜKMÜ KALMAYACAK

Eski üç ayaklı şipşak fotoğraf makineleri gibi başkanlıkla hepimizin Arap’ı çıkartılacak.

Öyle böyle bir yurttaş bir kimlik sahibi bir ‘ben’ idik, başkanlıkla, hepimizin varlığı-yokluğu hayaletimsi bir şey olacağız.

Bir oy ya da on milyon oyun da olsa başkanlıkla artık oyun sandığın hükmü kalmayacak, meclisin hükmü kalmayacak, yargının hükmü kalmayacak…

Gören gördüğünü söyleyemeyecek demokrasinin gözlerine mil çekilecek, gazete basın yazarlık kor demirle dağlanacak, hakkı hukuku herkes sarayın kapısında bir tanıdık saraylı bulursa bin lütuf el etek ancak bulabilecek…

Ortaçağımızdan Hitler’den Stalin’den kaçmak istesek de kaderin ördüğü ağlardan kaçmayı beceremedik işte, canavarın gölgesi bugünden ülkeyi çoktan kararttı bile…

Kapının açılıp kapanırken çıkardığı gacur-gucur seslerle insan olmanın sesi arasında fark kalmayacak, mekanik bir dişli…

HA GERÇEK HA RÜYA

Ancak…

Ey müminler sevinebilirsiniz, bir eylemin olamayacağı için bir ahlakının da olamayacağı, bir dişli…

Ey müminler artık sevinebilirsiniz, bir cahil bir tembel ya da kaçık olmakla zeki olmak beceri sahibi olmak arasında bir fark da kalmayacak, hepimiz eşit, aynı mekanik dişli… Bu hepimize ne büyük lütuf, .ötünün kılları hepimizi ulu götün kıllarıyla eşitliyor…

Tarih, imparator-padişah-kralların, sandıkta sandukada lahitte zindanda gizlediği halklarla dolu.

Dönün bakın tarihe, türküleri hikayeleri hayatlarıyla o halkları tarih içinde arayıp bulamazsınız, sadece kralların haşmetli isimlerini bulursunuz…

Dönün bakın tarihe Osmanlı sarayında söylenmiş tek bir türkü bulamazsınız, yağlanıp yıkanmış ve stilize ve estetize edilmiş divandan başka ulu hünkara aşk ve bağlılıktan başka şarkı bulamazsınız… Altı asır İstanbul şairlerinin divan şiirinde arayın bulamazsınız bir tane ‘martı’ yoktur…

Başkanlık sonrası, ha gerçek ha rüya ne fark edecek, ha gündüz ha gece ne fark edecek?

Altı asrın İstanbul şiirini okuyun mehtap vardır ama bir tane ‘fener’ yoktur, liman yoktur, yelken yoktur…

Bütün gün uyusan ne uyansan ne, başkanlık sonrası, hep uyanık olsan ne?

Uyansa da eli kolu bağlı, kabus içinde istediğin kadar bağır, sesin yok…

Uyuyan sadece sen değil ‘devlet’, ‘hukuk’…

Esir alınmışsın, bölünmüşsün, satılmışsın, hiç kimse ‘kımıldayamayacak’.

Kabus dolu rüyayı eli kolu bağlı ve gözü açık bugünden seyretmeyi öğrendik bile…

SEVİNEBİLİRSİNİZ…

Kardeşlerim…

Dünya doğa bencil ve kötüdür, iyi olan insandır, iyilik, insan beyni zekası ve kültürüyle ortaya çıkmıştır… Ancak bu iyiliğin halka insana ulaşabilmesi on binlerce yıl sürmüştür, ilk on bin yıl, iyi kalpli prens, iyi kalpli kral, adil merhametli padişah masallarında okudu dünya iyilikleri…

İyi kalpli prens-padişah iyiliği, tek kişilik ‘iyilik’…

Birilerinin ‘iyilik’ine muhtaç bu masallar artık hayatınız…

Sevinebilirsiniz, artık konferans salonunda ‘muhtarlara’ da konuşma yapılmayacak…

Şöyle soralım, anneniz ya da babanız size bir konferans salonundan mı konuşur?

Yoksa, anneniz-babanız-büyüğünüz, mutfakta, kanepede, yemek pişirir TV seyrederken, arada derede söylediği sözler mi daha etkili?

ÇOK AZ VAKTİMİZ KALDI

Üzülmeyin…

Yüzlerce saraylı yazarımız her gün iyi kalpli halifenin duruşunda-oturuşunda nezaketi merhameti insanlık taşan hikayelerini araya ayetler hadisler koyup size her gün ulaştıracaklar.

Boşuna uğraşmayın, binlerce yıl hiçbir filozof hiçbir bilim adamının sözlerinin gücü bu iyilik dolu padişahın masallarıyla baş edemedi…

Şimdi bu masallar dünyasında yaşayabilmek için çok az vaktimiz ve tek bir derdimiz kaldı.

Bakalım çocuk (başkanlık) tersten mi gelecek, yoksa hepimize ağrı kesici şırıngalar yapmaya başlayan ekranların dediği mi olacak, yoksa çocuk sezaryanla mı gelecek?

Sezaryan?’

Hay aksi, laf nereye geldi, neydi bu kelimenin kökeni…

Kardeşlerim…

Bunca yıl hayatımızda olmayıp sadece tasavvurda yaşayan şeytan nihayet bir siyasi bedene bürünüyor…

Mizah eleştiri şeytanı öldürür diyorduk, olmadı, şeytan şeytan şeytan çoğalmaya başladı…

Büyük şeytan hukuk ve yasalardan kurtuldu…

Şeytanın görevi imanı-Tanrı’yı yıkmak değil onu güçlendirmektir…

Ki, mümini zaaflarıyla mutlak itaatle bağlar, ki AKP’lisi İslamcısı zaaflarıyla hepsi ‘başkan’a ve buyruklarına bağlandı…

NE TAŞ BİTER NE ŞEYTAN

Hani diyorduk ya, şeytandan korkan bu itaatkar kullar şeytansız cennette de yapamazlar…

Çünkü onların cenneti her gün biz şeytanları taşlamak…

Başkanlığa-halifeliğe-sultanlığa bağlılıkları-itaatleri her gün mutlak dirliğe mutlak hakimiyete kadar katlanarak büyüyecek…

Bir daha soralım, neden katlanarak büyüyor ve neden bir türlü bitmedi bu ortaçağın karanlığı…

Çünkü ‘şeytan’ bitmez…

Başkan oldukları gün sizi dövmek, yok etmek için başka bahaneyle başka tür taş bulurlar…

Bu sonsuz karanlıkta ne taş biter ne şeytan!

Karanlık böyle bir yerdir…

Şeytan kimdir nedir kimse bilmez taşı kim atıyor nereye kime atıyor kimse bilmez…

Memleket hukuk onur kişilik hak ve hürriyet kimse bilmez…

Esir mi oldun köpek mi oldun zavallı mı oldun kimse bilmez…

Kim üretti kim sattı kim çaldı yediğini içtiğini kimse bilmez…

Kim suçlu kim hain kim dolandırdı kim temiz onurlu insan kimse bilmez…

Ve gerçeği…

Ve hainleri düşmanları kimse bilmez…

Şeytanın krallığı, kötülükleri günahları ebediyen ‘kimse bilmesin’, ‘kimse duymasın’ istiyor…

Nihat Genç

Odatv.com

↓