MODERN ÇAĞIN KANSERLİ MASALI

Başka bir ırktan, renkten, dilden ya da dinden birine nefret besleyen insanların, kurduğu devletlerin yok olmasından başka bir şey dilemiyorum hayattan…

Irkçı değilim sadece Kürtleri sevmiyorum, herkese saygım var ama Ermenileri öldürmek istiyorum, dünyadaki tüm kötülükler Yahudilerin eseri, ya sev ya terk et, Müslüman olmayanlar cehennemde yanacak, Allaha inanmayanların katli vaciptir, eşcinseller hastadır, kadınlar yerini bilsin, engelliler sokağa çıkmasın, Aleviler din bozguncularıdır gibi sözlere sanırım yabancı değilsiniz. Bizzat söylediğimiz sözlere yabancı kalıyorsak o da ayrı bir sorundur zaten…

Böyle bir ülkede mutluluğu hayal edebilmek bile yürekli insanların işidir. Eşitlikten bahsedip başkalarına haklarını lütfediyor olmak, o haklar üzerinde pazarlık yapmak ise ötekileştirmenin zirvesidir. Hiç kimse birbirine eşit değildir. Eşitlik; bencilce söylenen en sahici palavradır. “Ben” modern çağın kanserli masalıdır. Bizler eşit değil özdeşiz. Bu mertebeye eriştiğimizde gerçekten güzel bir dünyada yaşayabiliriz. Neyse oyuz işte ve biz buyuz. Kendimizden başka hiç kimseye tahammülü olmayan çıldırmış cahiller ordusuyuz. Gücün peşinde sürüklenen kapitalist sürüngenleriz sadece…

Buradaki oralıyız, iki değil biriz, farklı sokaklarda oynayan aynı çocuklarız biz. İnsan dinlerin, dillerin, renklerin ve ırkların üstündedir.  “Aklın yolu bir” derler. O halde bir olmak için aklımızı kullanmalıyız. Bizim aklımızı ve gücümüzü bize karşı kullanan bir sisteme hizmet etmek yerine, bize hizmet eden bir sistem kurmalıyız. Topluma yaklaştırdıkça insandan uzaklaştıran sistem değil, her şeyi insanda ve tüm insanları birbirinde yok edecek bir sistem kurmalıyız. Sadece sevgiyle çıkılan yolda barış ve adalet mümkün olabilir. O halde yolumuz sadece sevgi olmalıdır. Unutmayalım ki; biz yolumuzda gitmezsek hiçbir şey yolunda gitmez.

Tüm kitapları atın yüreğinizden, etrafınızda dönmeyi bırakın artık.

Kendinizi okuduktan sonra başka bir bilgiye ihtiyacınız yok, kendinize geldikten sonra gidecek bir yeriniz yok. Başkaları için yarattığımız acılar önce bizi yok ediyor. Kime ateş etsek kendimizi vuruyoruz ve kimden nefret etsek, kendi suratımıza tükürüyoruz…

Halkçılıktan bahsediyoruz sürekli. Halkçı olmak.. Halkçı yasalarla yönetilmenin hayaliniz kuruyoruz. Fakat acı gerçek şu ki; halkın kendisi halkçı değil. Halkın kendisi halka düşman oldukça, hükümetlerden halkçı olmalarını beklemek uyanılmayan bir rüyadır sadece. Politikacılar sokakta karşılığı olmayan tek söz etmezler. Dinleyin onları bakın biz neler saçmalıyoruz. Politikacıları dikkatle dinleyin. Tek bir sözlerini dahi kaçırmayın. Göreceksiniz ne kadar aptal insanlarız, kendimize sapladığımız hançeri görelim artık. Politikacılara kızmak; kendimizle yüzleşmemizi engelleyen dev bir duvardır. Sömürüldüğümüz de doğrudur. Fakat sömürülmeye bu kadar teşne olursak, sömürülmek kaçınılmazdır. Neye ihtiyacımız varsa onu sunar hayat bize. İyi ya da kötü yoktur… Bizim yazıp sonra suçu Tanrıya, sisteme, ona buna attığımız; sonuçlar vardır…

“Ben” modern çağın kanserli masalıdır.

Hep yenilenir inandığımız masallar. Dönüşür, kıvrılır, su gibi akıp asit gibi yakar gerçeğimizi. Hepimizin uydurduğu bir masal vardır. Kendimizi sahte kahramanlar gibi selamlarız her sabah. Ne kadar da önemliyiz, ne kadar da güzeliz değil mi?! Vah ki vah!!! Bu halimizle Pinokyo’nun burnunda evreni gezeriz.

Adalet dağıtmayan düzenin, dağıttığı adaleti düzeyim

Kendimiz ettik kendimiz bulduk, size daha ne diyeyim…

Serkan Güzel

↓