Tayyibe ablanın hikayeleri

Ankara’da büyük patlamadan bir gün sonra eski mahallem Kolej’de alışveriş için eski marketime girdim, ‘ağbi duydun mu’ dedi, ‘patlamayla ilgili bizim Halime ablayı aldı polisler.’.‘Şakanın sırası değil’ dedim. Emin olmak için ‘bizim kapıcı Halime abla mı’, ‘evet ağbi, geceden beri içerde ifade veriyor…’.

Çok geçmedi Halime ablanın oğlu telaşla girdi markete, müjdeyi verdi, ‘annemi şimdi bıraktılar’.

Olacak şey değil. Hayal mi gerçek mi şaka mı geyik mi?

‘Sen, dedim çocuğa, bizim Halime abla’nın oğlu musun?’ ‘evet, dedi. ‘bu söylenenler doğru mu?’, ‘valla doğru ağbi, geceden annemi polis ekipleri aldı, sabaha kadar konuşturdular, parmak izi aldılar, bugün öğleye doğru saldılar.’.

Bu olağanüstü bir şey, işimi gücümü bıraktım, ‘beni Halime ablaya götürür müsün?’, ‘gel ağbi.’ dedi, gittik.

Apartmanın bir kat bodrum altına girdik, konu komşu toplanmış evin içi dışarısı kıyamet gibi kadın dolu, kapıyı Halime abla açtı. Hala ağlıyor, beni görünce boynuma sarıldı, ‘başıma gelenler başıma gelenler’ diye yırtınarak feryat ediyor. Şaşkınlıktan öleceğim. İçeri girdim.Soluklanmadan lafa girdim.

‘Eee Halime abla, nedir bu, teröristlerle ne işin olur, yoksa bir yakının akrabanın oğlu mu terörist?’

‘Yok yok, benden şüphelenmişler?’.

‘Allah Allah, nedir bu iş Halime abla, kafayı yiyecem, çabucak bir anlat…’

‘Biliyorsun oğlum, on yıl önce köyü Tayyibe Teyze’ye bırakıp geldim.’.

‘Tayyibe teyze kim?’

‘Tayyibe bizim köylü değil sonra sonra bizim köye gidip gelmeye başladı…’

Sinirle:‘Kim bu Tayyibe, Halime teyze?’…

 ‘Tayyibe teyze çok güzel hikaye anlatırdı… Biliyorsun oğlum, bizim köyde elektrik televizyon yoktu, akşamları Tayyibe teyze gelir bize hikaye anlatırdı.!”

‘Eee Halime Teyze?’.

‘O kadar güzel hikaye anlatırdı ki biz onun sırtını kaşırdık, ayaklarını ovardık.’.

‘Eee Halime teyze?’

‘Koca köyümüz vardı ama para etmiyordu, komşu köylerimiz Armutlu, Kabaklı, Ayvalı, üçü de boşaldı, on-onbeş aile kalmıştık, tapusu üstümde, kime bırakayım, şehre gelecek param mı var…!

‘Eee Halime Teyze…!

‘Tayyibe teyze dedi ki, sizin ahırın önü çamur hayvanlar batıyor çıkamıyor zor oluyor, ahırın önüne bir gidiş bir geliş iki asfalt yol yapalım?!

‘Tayyibe teyze sizin akrabanız tanıdığınız mı??

‘Yok yok önceden tanımazdık, çok müslüman biri, çok güzel hikaye anlatırdı.!

‘Eee?’

‘Yolu yapmadan, aldı bizi köyün mezarlığına götürdü, önce hayırlısıyla dualarımızı yapalım, dedi. Okuduk üfledik, geldik, sonra başka köyden adamlar geldi, yolu yaptılar…’

‘Eee sonra?!

‘Köyümüzün suyu yoktu, üç köy öteden bakraç bakraç bidon bidon taşır canımız çıkardı, Tayyibe teyze, köye su getireceğim, cumhuriyet tarihinde ilk defa, dedi, bütün köylü açılan suyun yolunu adımlarımızla ölçtük, Tayyibe teyze, cumhuriyet tarihinde ilk defa bu kadar uzun su yolumuz oldu, dedi.

‘Eee?’

‘Ancak su getirmem için resmi müracaat lazım bunun için beni muhtar yapacaksınız…’

‘Tayyibe teyze, muhtar mı oldu?

‘Tayyibe teyze başımızın tacı Allah’ın bir evliyası, Tayyibe teyze çok güzel hikayeler anlatırdı, bilirsin oğlum köyde televizyon yoktu…’

‘Ne hikayesi bu Halime abla?’

‘Avrupalara gideceğiz, her bir şeyimiz olacak, köyde maden çıkacak, köye besi çiftliği kurulacak, hepimizin şehirde apartmanlar alacak parası olacak?’

‘Eee?’

ABDÜLHAMİT GİTTİ GİDELİ KÖYÜMÜZÜN YÜZÜNE BAKAN YOKTU

‘Cumhuriyet tarihinde ilk defa olacak, Osmanlı’dan beri Abdülhamit gitti gideli köyümüzün yüzüne bakan yoktu. Tayyibe teyze çok güzel hikaye anlatırdı, Tayyibe ablayı dinlemeden uyuyamazdık, Tayyibe abla gelmeden işimizin başına dönemezdik… Tayyibe abla, sonra, koca ahır üç beş hayvan için çok fazla, hayvanları satalım, dedi, kasabadan kesilmiş kıyma edilmiş et alsak daha ucuza gelir, dedi. Hayvanları sattık. Sonra Tayyibe teyze, bu ahır boş duruyor, bir işe yarasın, burada Kur’an kursu açalım, bakarsın sonra imam hatip mektebi olur, çocuklarımız dinimizi öğrenir, hayırlı evlatlar olur. Ahırı yıktı yerini yolu yapan adamlara verdi. Bu yayla yeri de boş durmasın burada epey rant var dedi. Hayvan olmayınca çayırlar boşaldı, yaylaya gidip gelen kalmadı, Tayyibe teyze, bu çayırlar bir işe yarasın, bomboş bir işe yaramıyor, din kardeşlerimiz gelsin bir baksınlar dedi, yaylaları su’yu getiren adamlarına verdi. ?’

‘Halime teyze, evinizi yurdunuzu elinizden alıyor, siz kafayı mı yediniz nasıl müsaade ettiniz?’

‘Tayyibe teyze çok güzel hikaye anlatıyordu…’.

‘Güzel hikaye anlatıyor diye koca köyü mü verdiniz?’

‘Öyle değil oğlum, geceleri uzun köy yeri kapıda köpekler çakallar uluyor sıkıntıdan çıkacak bakacak yer yok, Tayyibe teyzenin eteklerine dizi dibine otururduk, Padişahları sultanları anlatırdı, Şam’ı Mısır’ı anlatırdı, öyle güzel masal anlatırdı ki laf dönüp dolaşıp bizim yaylaya yapılacak villalara çıkardı. Mısır’ın sultanından bizim yaylaya kadar o kadar güzel hikayeler ah sorma nasıl lafları inci gibi dizerdi tane tane anlatırdı ki.?’

‘Ee sonra?’

‘Tayyibe teyze dedi ki, bak Halime dedi, burada her gün çamur içinde tarlaya girersin, ektiğini satamazsın, bir tüp bulup yakamazsın, tandırın yok, ekmeğin yok, hepsi zahmet, bu çağda bu kadar zahmete değmez, seni dedi, şehre göndereceğim, televizyonu olan eve yerleştireceğim, her ay belediye sana bir paket makarna bir paket yağ bir paket nohut bırakacak. Sen buraları hiç düşünme. Buralar kalkındıkça sen de şehir yerinde oturduğun yerde kalkınacaksın…’

‘Eee sonra?’

‘Ey Halime, dedi, bunlar cumhuriyet tarihinde hiç olmadı, ama sen göreceksin, eski günler bitti. Sonra Tayyibe teyze sakallı adamlarla geldi, bu kardeşlerle dedi yola birlikte çıktık, müslüman kardeşlerimiz, köyde bir üniversite kuracaklar, İslam’a hizmet edecekler, dedi… Bunun için Halime Teyze senin tapuya ihtiyacımız var. Karşılığında sana her ay yağıydı unuydu gönderecekler.’

‘Gönlün razı tapuyu mu verdin?’

‘Tayyibe teyze çok güzel hikaye anlatırdı, Allah için din için İslam için, Abdülhamit’i devirenleri Vahdettin padişahı sürükleye sürükleye kovanları gurban olduğum Allahım ne güzel hikayeler anlatırdı…’

‘Halime abla insan yoğurt satsa iki kilo yağ satsa geçinir niye aldandın bu Tayyibe teyzeye.’

‘Öyle deme oğlum Tayyibe çok güzel hikaye anlatırdı… Köyde yerimiz vardı ama yoksulduk, bir deri bir kemik erimiştik, bir bayramlık yeni elbiseye muhtaçtık, bunlar bizim dinimiz imanımız ortak aynı daldan müslüman kardeşlerimiz, cumhuriyet tarihinde ilk defa Arap kardeşlerimize sarıldık, dedi, lafının eri çıktı, gidip onları alıp getirdi.’

‘Eee sonra?’

“ÖNÜMDE TELEVİZYONDA, ON YILDIR AÇIP DİNLİYORUM”

‘Geldim Ankara’ya yerleştim kapıcı dairesine, önümde televizyonda, on yıldır açıp dinliyorum, televizyon o kadar güzel hikayeler anlatıyor ki, tıpkı Tayyibe teyze gibi. Her akşam açıyorum bir dizi izliyorum. Televizyonda haberleri dinleyince Tayyibe Teyze’nin her bir dediği çıktı.Tayyibe teyze bu askerler camilerimizi bombalayacak diyordu, çıktı, hakkaten camilerimizi bombalayacak planları ortaya çıktı. Tayyibe teyze bu askerler var ya hepsi casus diyordu, casuslukları orta yere çıktı hepsini hapse tıktılar. Tayyibe teyze ne anlattıysa bir bir oldu, çıktı.?’

‘Tamam Halime teyze, anladık tamam, polisler seni niye aldı?’

‘Biz köyden çıktıktan sonra savaş çıktı, önce üniversite yerini verdikleri haşhaşilerle sonra Suriye’den yalınayak kaçıp bizim köye yerleştiler, Tayyibe teyze hepsine bizim köyde baraka yaptı, yedirdi içirdi. Valla Tayyibe teyze padişah sultan gibi kadındı, hiç birini karda kışta açıkta bırakmadı.Bu adamların içine hainler karışmış. Gizlice bombaları getirip köye sokmuşlar. Bombalar patlayınca polisler araştırmış buranın sahibi kim tapusu kimin, ismimi adresini bulmuşlar. Dün geceden geldiler kapıya, Halime sen misin, ‘benim’ dedim.

‘Bu köy terörist kaynıyor, biri suyu tutmuş biri yaylayı tutmuş biri çayırları biri tarlaları tutmuş, her bir yere hendek kazmışlar her bir yerine mayın döşemişler, her tepenin başında silahlı adamlar, bu köye bu teröristleri niye soktun?’ dediler.

‘Valla polis oğlum, ben terörist sokmadım, ben dini bütün dinim imanım aynı daldan müslüman kardeşlerime bıraktım, ben köyü sultan gibi kadın Tayyibe teyzeye bıraktım.?

Polisler: ‘Tayyibe teyze kimdir?’

‘Polis oğlum, Tayyibe Teyzeyi nasıl tanımazsınız, Tayyibe teyze çok güzel hikayeler anlatır. Polis oğlum siz nerde yaşıyorsunuz, açın televizyonu bakın Tayyibe teyzenin hikayelerini bir dünya dinliyor!’

‘Tayyibe teyze şimdi nerde yerini biliyor musun?’ dediler.

‘Valla oğlum saraylarda oturuyor diyorlar, o saraylar o güzel hikayeleri anlatan Tayyibe Teyze’ye yakışır, o saraylar Tayyibe teyzeye helal olsun.O Putin o Obama Tayyibe teyzemin saraylarını kıskandı, çekemediler, cumhuriyet tarihimizde ilk defa sarayımız oluyor bütün dünya şaşırdı, nasıl olur da bir müslümanın sarayı olur, onlar istiyor ki müslüman yemesin içmesin müslüman barakada aç sefil otursun…’

‘Of Halime teyze of, kes şu hikaye anlatmayı, her gün köyde insanlar ölüyor, bombalar patlıyor, ne kasabası ne yaylası ne ahırı ne sarayı.’

‘Oğlum, böyle konuşup fitne fesat sokmayın milletin içine. Aç dinle televizyonları, ne güzel hikaye anlatıyor. Bu fitneleri kafirler Amerikalılar sokuyor içinize. Siz de kafirlerin ağzıyla konuşmayın!”

– Halime teyze, sana bir şey söyleyeyim mi, yaylaların çiçekleri serinliği otları çok güzel hikayeler anlattı dinlemedik, konuşamayan hayvanlar sütüyle etiyle sevimliliğiyle çok güzel hikayeler anlattı anlayamadık, acısıyla yoksulluğuyla karışık köy yeri çok güzel hikayeler anlattı işitmedik, şimdi kalkmışız Tayyibe teyze çok güzel hikayeler anlatıyormuş. Ne anlatıyor Tayyibe teyze, köy yok, komşu yok bir dost arkadaş yok, herkes düşman her yer bomba, ne anlatıyor Tayyibe teyze?’

‘Öyle deme oğlum, benim ömrüm Tayyibe teyzenin hikayeleri dinlemekle ne güzel saadet içinde geçti’

‘Tayyibe teyze çok güzel hikayeler anlatır, yalan mı, bu kadar okumuş adam dinler bu kadar profesör oturmuş dinler bütün dünya oturmuş önüne Tayyibe teyzeyi dinler yalan mı?

‘O hikaye anlatırken yaşlı mıyım genç miyim unutursun. O hikaye anlatırken zengin misin fakir misin unutursun. Bizim oğlan bir işe ne zaman girecek unutursun? O hikaye anlatırken hayallerin hepsi bir bir gerçek gibi olur. O hikaye anlatırken ümmeti muhammed Kabe’nin etrafında Allah deyip döneriz. O hikaye anlatırken yaşlı genç gözü yaşlı bütün müminler el ele tutuşur. O hikaye anlatırken bizim Armutlu köyünden Mısır’a kadar sultan oluruz. O hikaye anlatırken tövbe edip abdest alıp cümle cemaat Allah’ın huzuruna mahşere çıkarız. ‘

‘Hadi ben kalktım Halime teyze, maşallah sen de çok güzel hikaye anlatıyorsun!’

Derken kalabalık oda içinde televizyonun sesi duyuldu, Tayyibe teyze yine ey ey deyip gümbür gümbür konuşuyor. Oda içinde ses soluk kesildi sanki transa girildi.

Halime teyze televizyonun içine girecekmiş gibi hayranlıkla bir hipnoz içinde titreyen sesiyle:‘kurban olduğum sana bir şey olursa bize kim hikayeler anlatacak…’

Halime teyze gözlerinin yaşını eşarbıyla silip yere çömelmiş dinleyen komşusunu ayağıyla sevinçle dürttü: ‘sanki eskisinden daha bi güzel anlatıyor!’

Komşusu tamamladı: ‘Doğru diyorsun Halime teyze, hakkaten daha bir kuvvetli daha bir güzel anlatıyor, eee o kadar adam ölmüş…’

Döndüm yeniden markete uğradım, market sahibi müşteriler toplanmış televizyona bakıyor,‘ortalık iç savaş yeri hala bu adam?’ dedim.

Market sahibi: ‘çok güzel anlatıyor ağbi, ee ağbi koca milletiz öleni olacak kalanı olacak…’

Delirmişcesine marketin sahibine doğru ‘beyninizi .ikeyim’ diye bağırmak istedim, sonra, halk kelimesi geldi aklıma, sonra muhalif kelimesi sonra beyefendi nezaket kelimesi, niyeyse halk beyefendi muhalefet kelimelerinin hepsini çok güzel özetleyen otuz yıl öncesinden bir siyasi fıkra geldi aklıma.

Eski milli bir futbolcu ağbimiz uçağa binmiş, cebinde küçük bir viski şişesi elinde cumhuriyet gazetesi, tam o sırada hostes hanım gelip milli futbolcumuza, beyefendi, Bülent Ecevit bey uçağıma biniyor ve yeri sizin yanınız. Bülent Ecevit gelmiş oturmuş. Bakmış arada bir viskisini yudumluyor bakmış elinde cumhuriyet gazetesi. Lafa girmiş. Ne iş yapıyorsunuz, demiş. Milli futbolcu, Bülent bey, ben siyaseti hiç sevmem, futbolcuyum ve siyasetle de hiç işim olmaz.

Bülent Ecevit: Siyaset hakkında hiç mi bilginiz yok?

Milli futbolcu: Siyaset üzerine bildiğim tek bir şey var beyefendi, o görüşüm de şudur: ‘bu halktan bir .ikim olmaz Bülent bey!”

Beyefendi ve nezaketiyle ünlü Bülent Ecevit yüzüne karşı söylenmiş bu ‘kaba’ sözlere şöyle karşılık verir: ‘bu fikrinizi ciddiye alıp üzerinde düşüneceğim efendim?’

Nihat Genç

http://odatv.com/tayyibe-ablanin-hikayeleri-1902161200.html

↓