Ege Turu Bölüm 3: "Kaç vites bu?"

Konu, 'Deathsidestory' kısmında deathsidestory tarafından paylaşıldı.

  1. deathsidestory

    deathsidestory

    Yaş:
    37
    Mesajlar:
    1.098
    Beğeniler:
    3.383
    Meslek:
    Aylak
    Şehir:
    İstanbul
    Efendim selamlar!

    Gece limana giren çıkan araçlar yüzünden pek sağlıklı uyuyamamış ve dizimdeki ağrının artmasıyla birlikte tam bir lanet, tam bir uğursuz gibi uyanmıştım. İlk iki günde yapılan 320 kilometre bana yol, su, elektrik olarak dönmüştü ve hepsinin faturasını ödemem isteniyordu! Holy shit!

    Ağrı kesici krem sürüp, bir de ağrı kesici yuttum. Yıllardır her doğa aktivitesinde yoldaşım olan yemeniyi ıslatıp bacağıma bağladım. Soğuk, ağrının azalmasını -ya da daha az hissetmeni- sağlıyordu. Normal zamanda ilaç kullanmadığım için ağrı kesiciler bende çabuk etkisini gösteriyor. Sabahları çok ağrı olsa da, 1 saat içinde normale dönmeye başlıyordum.

    [​IMG]

    Ağrılarla başlayan günün ilk metreleri, sahilden köye çıkan kısa ama dik yokuşla başlıyordu. "Hiç kasamam aga" diyerek bisikleti itekleme yöntemiyle köye kadar çıkarttım. Köye çıktıktan sonra tekrar bisikletin üzerine atlayıp, dizime çok yük bindirmemeye çalışarak Geyikli ilçesine doğru sürmeye başladık. Bu bölümde inişli çıkışlı, tarlalar içinden geçen ve bozuk olmayan mıcır asfalt yollardan ilerledik. Mıcır asfalttan yapılmış yol, arabayla giderken o koca amortisörlerin vermiş olduğu rahatlıkla çok rahat geliyor ama olay bisiklet üstünde geçtiğinde, işler değişiyor. Sürekli bir vibrasyon halindesin ve lastiklerin benim kullandığım gibi dişli profil ve kalın olunca yol tutuşu çok artıyor ve gücünü çok emiyor. Zaten performans yerlerde, diz ağrıyor, rüzgar hafiften kafaya kafaya esiyor; bir de mıcırlı asfaltın aşırı tutucu hali yolları iyice zorlu hale getiriyordu benim için. Yol değil sanki Cübbeli Ahmet Hoca. Öylesine tutucu, öylesine elinde sopasıyla "yapma, etme, gitme!" diyor. Ağrılar artmadan önce mıcırlı asfalt yol çok etkilememişti ama bu saatten sonra her gördüğüm mıcırlı asfalt yol beni daha fazla üzmeye başlamıştı ve elbette yolun bundan sonrası genel olarak mıcırlı asfalttı. Holy crab!

    Ağrılar, acılar, don kesiğinden her vibrasyonda yaşamı sorgulamaya başlayan kıç ile beraber Geyikli ilçesine ulaştık. Geyikli ilçesi Eyvah Eyvah filminin etkisini doğal olarak her yerinde gösteriyordu. Geyikli'de sabah kahvaltısı olarak çorbalarımızı içtik, Ata Demirer parkında çayımızı içtik, su takviyemizi yaptık ve tekrar yola koyulduk. Hedefimiz sırasıyla Gülpınar, Assos ve Altınoluk olmak üzere, bugünün tahmini rakamı 125 kilometre civarıydı.

    [​IMG]

    Yol üstündeki Troas / Alexandria antik kentinde mola vererek, hem dinlenmiş, hem de kenti gezmiş olduk. Gülpınar'a ulaşana kadar yol inişli çıkışlıydı ve yol üstündeki kaplıca bölgesine kadar ağaçlar içinde gidiyordu. Bu bölümden sonra Gülpınar'a kadar açıklıktan devam ettik ama saatin henüz erken olması, güneşin yakıcı etkisini çok hissettirmedi. Osman abi Gülpınar'a çıkışta biraz yokuş olduğunu söylüyordu ama Gülpınar'a ulaştığımızda, Gülpınar'ın kendisinin yokuştan oluştuğunu gördüm sdajklfs Yokuşun üzerine ilçe kurmuşlar, üstüne üstlük dizi ağrıyan, 40 kiloluk bisikletiyle gelen biri olursa her şeyi daha da zorlaştıralım diye düşünüp, yolu tamamen büyük arnavut kaldırımlarıyla döşemişler sadjklfs. Bir anda kendimi Belçika'da yapılan bahar klasikleri yarışının ünlü Mur de Huy yokuşunu çıkarken buldum. Hem dik, hem arnavut kaldırımlı, hem çok uzun, bitmiyor, hem de dizler ağlıyor, ben ağlıyorum. İyice salıp, oldukça yavaş bir şekilde ağırlığın büyük bölümünü topuklara vererek, dize binen yükü azaltmaya çalışarak ilçenin tam ortasında bulunan camiye kadar sürebildim. Serhat abi namazını kılmak için camiye girince biz de ayakkabıları çıkarttık ve çamuru görmüş mandanın yayıldığı gibi yayılarak gölgenin tadını çıkarttık sdafsdsj. Gerçi bende pek tat çıkartacak hal kalmamıştı ama olsundu, anlık da olsa keyfim yerindeydi.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Biz bacakları uzatmış dinlenirken, karşımızdaki A101 markette tüm market çalışanları da dışarı çıkmış geyikteydi. Şöyle bir işim olsun, 12 saat mesaim olsun arkadaş. Biz dinlenirken Serhat abi de namazını kıldı ve yemek yemek için bir yer aramaya başladık. İlçe yokuşun üzerine kurulu olduğu için, arnavut kaldırımlı yollarda sürekli tırmanışa devam ediyorduk ve yemek yiyecek doğru düzgün bir yer bulamamıştık. İlerde bir tane köfteci görünce oraya girelim dedik.

    [​IMG]

    Köftecinin önünde iki masa vardı. Masanın birinde iki kişi oturmuş, bir tanesi bira içiyordu. Buralarda her yerde alkol bulabilmeniz çok kolay. Bira istiyorsanız köftecide de, ufak bir bakkalda da rahatlıkla bulabilirsiniz. Abiler içmeden duramıyor. Hayatın tadını iyi çıkarıyorlar valla. Öğlen birasını ben de çok severim ama yan masamızdaki abi sünger gibi gömüyordu. İçimden "ABİ Bİ BİRA DA BANA VERİR MİSİN" diye bağırsam da, ne içersiniz sorusuna "kola" deyiverdim. Biz köfteleri yuvarlarken yan masadaki bira içen dayı da ufaktan bize sarmaya başlamıştı. Hep o bilindik "nerden gelip, nereye gidersin ey yolcu!" sualinden sonra verilen cevaba karşı bilindik şaşırmalar, "var arkadaş deli misiniz?"ler elbette yine havada uçuşmaya başlamıştı. Dayı bizim İstanbul'dan bisikletle oraya gittiğimize o kadar inanamıyordu ki, yaşadığı hayretin hararetinden iki birayı arka arkaya gömmüştü sdfjas. Köftecide bira içen dayının güne damgasını vuran repliği ise "arkadaş, ben buradan arabayla İstanbul'a gidiyorum, yol yorgunluğundan 4 gün İstanbul'da yatıyorum, dönüyorum 5 gün daha burada yatıyorum" sdjklfsadfs. Hayat sana güzel dayı. "Evimin önünde iki tane motor var, bir saat binince kıçım ağrıyor, öyle yatıyor ikiside valla" diyerek hayretini vurguluyordu dayı. Yemek faslını bitirip, hazırlanmaya başladığımızda dayı hala şaşkınlıkla sorularını sıralamaya devam ediyordu. "Kaç vites bu?" sorusuna, teknik yaklaşıp dişli oranlarından bahsederek cevap verecektim ki, dayının devreleri daha fazla yormamak için 30 deyip geçiverdim. Dayının hayret dolu ifadeleri sürerken, elinde poşetle başka bir dayı geldi. Ben o sırada yokuşun geri kalanını iterek mi yoksa binerek mi çıksam diye düşünürken, dayı elindeki poşetteki otları Osman ve Serhat abilere satmaya çalışıyordu. "Vereyim size bundan" diyor ısrarla, "çayın içine koyarsınız" diyor sdjfsd. Dayı biz her gramı üstümüzden atmak için birbirimize işkence ediyoruz, sen gelmişsin bize ne zaman kullanacağımızın belli olmadığı bir OTU satmaya çalışıyorsun. Şansını yılmadan hepimizde tek tek denedi dayı. Ticari inancına saygı duydum sdkjfs.

    İtekleme usulü ile yokuşu bitirdiğimizde (ben itekleyerek bitirdim tabi, diğer arkadaşları gören maşallah çekiyor), ilçeyi de geride bırakmış olduk. Adamlar ilçeyi kurarken "yokuşun başından başlayalım, nerde biterse artık" demişler herhalde. Düze çıkar çıkmaz bitti Gülpınar ve onun arnavut kaldırımları sdjklfs.

    [​IMG]

    Yolun bundan sonrası Assos'a kadar sürekli köy yollarından geçiyordu. Yollar düzgün ama yine o bildiğimiz mıcırlı asfalt yollardan oluşuyordu. İnişleri de uzun, çıkışları da uzun birçok bölümden oluşsa da, rota muazzam keyifli. Benim don kesiği iyice acı vermeye başlayınca Serhat abinin önerisiyle donu çıkarmaya ve yolculuğun bundan sonraki evresini "efil efil" devam etmeye karar verdim. Kesiğin ilerlemesini engelledi ama halihazırda bulunan kesik zaten yeterince acı veriyordu. Yine de eskisinden daha iyiydi. Yol üstündeki bir köyde durduk ve kahve önü amcalarından birinin ısmarladığı çayı, muhabbet eşliğinde yudumladık. Burada Serhat abinin çay sevdasına ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Adam çay içince doping almış gibi gidiyor. Gün içinde çay içmesine fırsat vermeyince adamın enerjisi düşüyor. Çayı alırken içine bir şey attığından şüpheleniyoruz ama henüz yakalayamadık sdjfs.

    [​IMG]

    Buradan sonra yine inişli çıkışlı yollardan Behram (Assos)'a ulaştık. Çok yorgun ve ağrılarım olduğu için maalesef antik kenti gezmeye yeltenmedim. Assos'u geçtikten sonra Küçükkuyu'ya doğru ilerlerken "şu yoldan mı bu yoldan mı" ikilemimize kayıtsız kalamayan bir dayı ısrarla nereye gittiğimizi sordu. Altınoluk tarafına gideceğimizi söylediğimizde bize daha eğimsiz ve düzgün bir yol tarif ederek günün kahramanı oldu. Tekrar otobanvari bir yola yani kaymak asfalta kavuşunca vibrasyondan kurtulmanın da etkisiyle tekrar hızlanıp, yeniden sahil yoluna ulaştık. Sahil yoluna ulaştıktan sonra yol tekrar mıcır asfalta döndü ve iyice daraldı. Arkamızdan gelen sabırsız bir "şerefsiz" bu bölümde ciddi bir kaza atlatmamıza sebep oldu. Arkamızda fazladan 3 saniye beklemeye dayanamadığı için, karşıdan araç gelirken bizi sollamaya çalıştı ve araçla kafa kafaya girmemek için üstümüze kırarak Osman abiyi sıyırarak geçti. Bunu yaparken de oldukça hızlıydı. Neyse ki bir sorun yaşanmadı ama bıraktığı gerginlik yetti.

    [​IMG]

    Yolun tekrar daralmış olması, mıcır asfalt nedeniyle yol tutuşunun artmasının üstüne rüzgar da hafiften karşıdan esmeye başlayınca benim ağrılar yine arttı ve hızım iyice düştü. Bu bölgelerde Osman abilerle aram bazı noktalarda baya açılmaya başladı. Yol düz ama bisiklet gitmiyor sklfs. Nasıl sinir bozucu olduğunu anlatamam.

    Küçükkuyu'ya vardığımızda tekrar anayola ulaştık. Rüzgara karşı olsa da kaymak asfalta ulaşmak biraz rahatlatmıştı ama gerçekten çok yorulmuş, ağrılarım iyice artmış ve sinirlerim hırpalanmıştı. Altınoluk'a kadar olan bu bölümde gidona iyice yatmış ve zamana karşı etabında yarışan bir yarışçı gibi sürmeye başlamıştım. Altınoluk'ta Osman abinin tanıdığı ve kendisi de bir turcu olan Miraç abinin işlettiği pansiyonda kalacaktık. İte kaka Altınoluk içine ulaştık ve pansiyonda bizi karşılayan Miraç abiyle buluştuk. Ayak üstü sohbetten sonra bisikletleri Miraç abinin "bir şey olmaz" demesiyle kapının önüne kilitleyip, büyük şehirde yaşayan insanın sokağa olan güvensizliğinin yarattığı huzursuzlukla odamıza çıktık. Biz yukarıdaydık ama aklımız aşağıdaydı. Özellikle benim gibi daha yakın geçmişte bisiklet çaldırmış bir insan olunca triplerden trip beğen sdjkf.

    Üç günün sonunda 450 kilometreye yakın yol yapmış, sınırları yıkmış, kişisel rekorlarımı parçalamış ama dizi de yarı yolda bırakmıştım asjkda

    Duşumuzu alıp, Miraç abinin hoş sohbetini iki duble rakı balık eşliğinde şenlendirerek günü sonlandırdık.

    Üçüncü günümüzde 129 kilometre bisiklet sürdük, toplam 1,267 metre tırmanış yaptık. 342 metre rakım gördük, ortalama hız 15,6, maksimum hız 61,6 olmak üzere toplamda 8 saat 15 dakika bisiklet üstünde kaldık. Diz ağrısı iyice artmış, artık bırakmayı düşünmeyi ciddi olarak düşünmeye başlamıştım...

    [​IMG]
     
    Gün Ars., five, serhanmert ve 5 kişi daha bunu beğendi.
  2. Osman Kıtay

    Osman Kıtay

    Yaş:
    43
    Mesajlar:
    431
    Beğeniler:
    1.000
    Meslek:
    Muhasebe (Sakın yapmayın)
    Şehir:
    İstanbul
    @deathsidestory güzel bir tur olmuş. Devamını heyecanla bekliyorum :D
     
    STEFANINKİ, deathsidestory ve veloforum bunu beğendi.
  3. veloforum

    veloforum Administrator Yetkili Kişi

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    4.900
    Beğeniler:
    9.401
    Meslek:
    Mak.Müh.
    Şehir:
    Almatı-İstanbul
    Ya, şu zamana karşı yarış olmasa çok tatlı turlar olacak ama ne yaparsın, zaman kısıtlı.
    İstanbulda yaşayıp daha denizi hiç görmeyen insanlarımız olduğu gibi, ben de gezdiğiniz bu coğrafyayı hiç bilmiyorum. Şehitliğe arabayla gezi yaptık o kadar. Assos masos çok güzel yerler.
    Biz de akdenizli olduğumuz için bol mıcır ve az serpiştirilmiş asfaltları iyi biliriz. Hele motosikletle felan düştün mü feci..paramparça yapar her yeri. (iki kere düştüm, arkada yolcu olarak) Böyle olmasa haliyle sıcaktan erir, ayakkabılara yapışır, ne yapalım...Beton yol olsa iyi olur aslında değil mi?

    Bugün benim doğum günüm. Kendime hediye olarak bir bisiklet çantası almak istiyorum, hani olur da gelirsem memlekete aleti de getirip binerim yazın tatilde diye. Çoluk çocukla olacak iş değil ama ne yaparsın..umut..
     

    Ekli Dosyalar:

    Ertuğrul, five, serhanmert ve 3 kişi daha bunu beğendi.
  4. FreeWheel

    FreeWheel Keyif bisikletçisi

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    754
    Beğeniler:
    1.405
    @deathsidestory bence turu burada sonlandırıp, otobüsle dönmelisin. Menisküslerin yırtılırsa iyileşmesi çok zor olur. Kendine dikkat et.
     
    deathsidestory bunu beğendi.
  5. deathsidestory

    deathsidestory

    Yaş:
    37
    Mesajlar:
    1.098
    Beğeniler:
    3.383
    Meslek:
    Aylak
    Şehir:
    İstanbul
    @FreeWheel Biraz daha devam ettik, birkaç gün daha sürecek tur ve yazılar :) Sol dizimde ufak bir menisküs problemi yaşamıştım, bu tam olarak öyle bir ağrı değil. Tabi tetikleyebilir mi, evet, oraya doğru gidebilirdi, o yüzden Kuşadası'na kadar gidip turu sonlandırdık. Dize ağırlık vermemek için pedalı ayağın farklı bölümleriyle basmaya başladığımdan farklı yerlerde de sorunlar çıkmaya başladı. Bu da turu sonlandırmamızda etkendi. Spoiler vermeyelim, yazılardan devam :)
     
    FreeWheel ve STEFANINKİ bunu beğendi.
  6. STEFANINKİ

    STEFANINKİ Misafir

    Dostum seninle beraber kah agladim , kah aci cektim. O kadar gaza gelip senin acilarina ortak olmusum ki tam donumu firlatip atmaya yeltendigim bi esnada isyeri calisanlari beni ikna etmeye calistilar. Mk nasil transa soktunsa artik beni hesap et yani snsjsjshdwamjsjsjdsiksjsjsjkuku

    :D
     
  7. veloforum

    veloforum Administrator Yetkili Kişi

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    4.900
    Beğeniler:
    9.401
    Meslek:
    Mak.Müh.
    Şehir:
    Almatı-İstanbul
    @STEFANINKİ Bundan sonra birine beddua derken "donun kessin" diyelim, apışıp kalsın :D Ne dedi lan bu, ne demek istedi deyip hayatı sorgulasın, küssün yaşama :p
     
    Gün Ars., five, serhanmert ve 3 kişi daha bunu beğendi.
  8. STEFANINKİ

    STEFANINKİ Misafir

    Ahahaha olabilir reis . Don kesiği tabirini ilk defa duymama ragmen aninda adapte oldum. Cok enteresan :D
     
    deathsidestory bunu beğendi.
  9. Osman Kıtay

    Osman Kıtay

    Yaş:
    43
    Mesajlar:
    431
    Beğeniler:
    1.000
    Meslek:
    Muhasebe (Sakın yapmayın)
    Şehir:
    İstanbul
    Arkadaşlar sayın yazara turdan önce alacağı donu bile tarif etmiştim. Yaşanan bütün sıkıntılardan sayın yazar sorumludur. Son gün ihaleyi bizim üzerimize bırakırsa kesinlikle kabul etmiyoruz. Tekrarliyorum yaşanan tüm sıkıntılardan sayın yazar sorumludur. Nokta.
     
  10. FreeWheel

    FreeWheel Keyif bisikletçisi

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    754
    Beğeniler:
    1.405
    Profili iyice düşürdüm; tur bitmiş benim yazdigimda bak :D bu kadar dikkatli takip etmemek lazım :)
     
    STEFANINKİ, deathsidestory ve veloforum bunu beğendi.
  11. serhanmert

    serhanmert

    Yaş:
    39
    Mesajlar:
    410
    Beğeniler:
    1.156
    Benim turumun bugün 32.günü ve kilometre sayacımda 1089 km yazıyor. 3 günde aldığınız mesafeyi eshefle kınıyorum. Daha 10 km ayaklarım yere değmeden yol almadım. Nerede bir enteresan şey görüyorum hop durup inceliyorum .

    received_10153783058424107.jpeg FB_IMG_1463652874603.jpg
     
  12. veloforum

    veloforum Administrator Yetkili Kişi

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    4.900
    Beğeniler:
    9.401
    Meslek:
    Mak.Müh.
    Şehir:
    Almatı-İstanbul
    Meyvaların olduğu mevsim olacak aslında, yolda arada sırada kirazından armutuna, götüreceksin.
     
  13. STEFANINKİ

    STEFANINKİ Misafir

    Biz amator yazar ve acemi turculara ozel don tavsiyenizi paylasirmisiniz osman bey :D malum askerdeki kep ile turdaki toto eşit sekilde onemli :D
     
  14. Osman Kıtay

    Osman Kıtay

    Yaş:
    43
    Mesajlar:
    431
    Beğeniler:
    1.000
    Meslek:
    Muhasebe (Sakın yapmayın)
    Şehir:
    İstanbul
    @STEFANINKİ yıldız ve şahin tarafından üretilen dizin 4 parmak üstüne gelen likralı tayta benzeyen bir boxer. 2 Yıl önce Serhat keşfetti ve araya sıkışma ve kesik hikayesini bitirdi. Normal bedenin bir ufağını tavsiye ederim. Ayrıca ilk alımda 1 sefer yıkansın. Nedenini merak ediyorsanız yıkamayın, anlarsınız :)
    Bu da linki. Fiyatı normalde adetinde 11- 12 lira
    http://urun.gittigidiyor.com/giyim-...-modal-uzun-paca-erkek-boxer-3-adet-219927038
     
  15. Osman Kıtay

    Osman Kıtay

    Yaş:
    43
    Mesajlar:
    431
    Beğeniler:
    1.000
    Meslek:
    Muhasebe (Sakın yapmayın)
    Şehir:
    İstanbul
    veloforum bunu beğendi.
  16. STEFANINKİ

    STEFANINKİ Misafir

    Tamamdir Osman baskanim hemen arastirip ediniyorum .
     
    Osman Kıtay bunu beğendi.
  17. serhanmert

    serhanmert

    Yaş:
    39
    Mesajlar:
    410
    Beğeniler:
    1.156
    Arkadaşlar
    Geçen yıl Dechatlon'dan 19 liraya aldığım Don tribord marka su ve kum tutmaz mayo olarak giyebilirsiniz yarım tayt gibi düşünün boxer olarak çok rahat çabuk kuruyor . Her Göte lazım. .
    Raşit abinin dediği gibi sorumlu forumculuk yani forumluluk projesi kapsamında sizlere götümü teşhir ediyorum . Unutmayın tıpta ve moda da ayıp olmaz . Buyrun görün fevkalade rahat tur donu..

    20160520_104933.jpg 20160520_104551.jpg
     
    five, Emre Varol, veloforum ve 3 kişi daha bunu beğendi.
  18. FreeWheel

    FreeWheel Keyif bisikletçisi

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    754
    Beğeniler:
    1.405
    @Osman Kıtay @serhanmert teşekkürler.
    Don deyip geçmeyelim, bunlar önemli bilgi/deneyim paylaşımları, mabad önemli netekim :D
     
    Osman Kıtay ve deathsidestory bunu beğendi.
  19. deathsidestory

    deathsidestory

    Yaş:
    37
    Mesajlar:
    1.098
    Beğeniler:
    3.383
    Meslek:
    Aylak
    Şehir:
    İstanbul
    @serhanmert Hizmet gibi hizmet, rabbim kıçınıza zeval vermesin efenim :D Önerinizi değerlendireceğim. Önümüzdeki hafta bir dekatlon planım vardı, bunu da listeye ekleyelim ;)
     
    FreeWheel ve Osman Kıtay bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş