Nereden Nereye? (12.bölüm) Japonya Etabı

Konu, 'Serhan Mert' kısmında serhanmert tarafından paylaşıldı.

  1. serhanmert

    serhanmert

    Yaş:
    39
    Mesajlar:
    410
    Beğeniler:
    1.156
    Güney Kore'den ayrılmak zor gelse de parasız tur yapmanın zorluklarına mecbur kalıyordum. "Workaway.info" sitesiyle hem Kore'de hem Japonya'da gönüllü olarak çalışacak bir yer aramaya başlamıştım. 3 günlük arayışın ardından ilk olumlu yanıt Japonya'nın Osaka şehrinden geldi .(başka da bulamadım zaten). İlk işim cebimde kalan son parayla Busan - Fukuoka feribotuna bilet almak oldu en ucuz yerinden. Yolculuk 10 saat sürecekti ve bu kez görünürde bir tayfun yoktu. Bisikletimi kargoya teslim edip kamarama çıktım. Kamara açık bir bölmede yer yataklarından ibaret . En az 25 kişilik. Arada paravan falan yok , kıç kıça yatmak durumundasınız diğerleriyle. Akşamüstü kalktığı için feribot daha bir saatim olmasına rağmen yanımda yiyecek bir şey olmadığı için biraz uzanayım yer yatağıma dinleneyim dedim. Az biraz uyumuşum , uyandığımda gemi hala iskelede bağlı duruyordu ama kamarada bulunan diğer insanlar eşyalarını topluyordu. Hadi bir sigara içip manzaraya bakayım diye üst güverteye çıktım. Amanınnnn ..
    Öyle bir uyumuşum ki gemi o arada Japonya'ya varmış demirlemiş.

    11874813_10154063187488362_464206115_o.jpg

    Koştura koştura kamaradan eşyalarımı alıp gemiden indim.Limandaki pasaport kuyruğuna girdim. Görevli memur pasaportumu alınca Kore'deki gibi hemen girerim diye düşünmüştüm ancak öyle olmadı. Yaklaşık 45 dakika boyunca beni ayakta sorguladı. Niye geldin? Amacın ne? kaç gün kalacaksın? nerede kalacaksın? paran var mı? Cevapları saniyesinde vermeye başladım , bisiklet turu yapıyorum , taaa Türkiye'den geliyorum, amacım bisiklet ile güzel ülkenizi gezip kendi ülkemin insanlarına buranın güzelliklerini ve saygıdeğer kültürünü anlatabilmek. Tam 78 gün kalacağım (öyle bilmiyorum veya bir kaç hafta kalacağım derseniz sıçtınız) Osaka'da bir arkadaşım var fransız onun evinde misafir olacağım (gönüllü çalışmaya geldim derseniz sıçtınız) Param yok. Neyyy paran yok mu dedi memur , yok elbette Kore'den geliyorum henüz döviz almadım Koreliler sizi sevmiyor dedim gülümsedi Nemrut. Nasıl paran oluyor peki dediğinde Direk Raşit abinin adını verdim benim kültür turuma sponsor olan Kazakistan'ın en büyük iş adamlarından biri dedim :p Nasıl teslim alıyorsun paranı dediğinde ise bu bilgiyi güvenliğim sebebiyle paylaşamam dedim , hırlısı var hırsızı var na malum. Benim uyuz cevaplarım etkisini gösterdi , tereddüt etmeden dan dan cevaplar verdiğim için vizemi almış oldum. Gemiden inen vizesiz 7 kişi vardı , tek ben vize aldım , diğerlerini tuttular orada ne oldu bilmiyorum onlara , tek bildiğim onlar da sorgulanırken cevapları çok boştu (ingilizce konuşmalardan anlıyordum) Bilmiyorum demek büyük günah haberiniz olsun.
    Sınırı geçince 2 adam bisikletimi ve çantalarımı taşıyarak getirdi , bana teslim etmeden önce tüm lastiklerini dezenfektli suyla sildiler . O an da fark ettim ki hem korelilerin hem de japonların HASTALIK fobisi tavan yapmış durumda. Zaten yolda yürüyen insanların çoğu yüzlerine maske takıyor. Bisiklete binen insanların hepsi haşema giyiyor , güneşten cilt kanserinde ödleri kopuyor. Bisikleti kaptığım gibi şehirdeki en uygun yere gidip kamp noktası aradım , maalesef ilk zorluk burada başladı benim için , ülkede yer yok yahu. Türkiyenin beşte biri kadar yaşanabilir yüzölçümü var nüfus 140 milyon. Ne kalabalık..Mecburen hostelleri tek tek dolaşıp pazarlık yaptım , bir tanesi ücretsiz kalmama izin verdi. Ertesi gün yola koyuldum.

    11873254_10154066406358362_1493482637_o.jpg
    Trafik tersten akıyor
    11930603_10154071365758362_299463431_o.jpg
    Her yer pirinç tarlası , arkada bir köy var , bizim ultra lüks bilmem ne evleri kıvamında.

    Karadeniz iklimini andıran bir havası var, güneşte çok sıcak ama sürekli bulut var gökte, neredeyse her gün yağmur yedim, Kore'den sonra bisiklet yoluna öyle alışmıştım ki trafikte ilerlemez zor geldi. Zaten bisiklet yolları sadece şehir içlerinde var , şehirler arası yollar hem dar hem de kötü zemine sahip. İlginç olan küçük kasabaların veya köylerin ara sokakları cillop gibi asfalt, bisiklet yolu gibi kullandım buraları. Doğa olarak , tabii manzara olarak gördüğüm en güzel ülke Japonya onda hiç şüphem yok ama bisiklet için dertli bir ülke. Hemen hemen herkesin bir bisikleti var , ama ne kask takan var , ne tur yapan . Sanki tek bir fabrikada üretilmiş gibi hepsi. Önünde bir sepet, gidonda bir şemsiye tutucu , vites yok bisikletlerde..

    11874441_10154071291578362_392951469_o.jpg Bisiklet yolu niyetinde kullandığım köy yolları

    11940042_10154099653668362_738000143_o.jpg
    Burası bir mağaza değil , o apartmanda oturanların bisiklet parkı

    Fukuoka'dan Kitakyushu'ya vardığımda Japonya'nın adalar ülkesi olduğunu anlamış oldum. Her yer ada, her yer köprü . İki adayı birbirine bağlayan yaya geçidini kullandım , Tüp geçit hem de tam 900 metre uzunlukta okyanus tabanında gidiyorsunuz , tabii bana afakanlar bastı hemen , tünelde pedallamak yasak , iteceksiniz bisikleti , ben de koştum haliyle ama karşıdan gelen hoş hatunları görünce tünelin tam ortasında karizmayı bozmamak için durup foto çektim. İşte 3,5 atan ama çaktırmayan fotom

    11908215_10154071366378362_1069799981_n.jpg

    Turumun en yavaş ilerdiğim ülkesi oldu burası , günde en çok 50 km yol aldım , çevreyi gezmekten, manzaraya bakmaktan acelem de olmadığından doya doya ilerledim. Karayollarını kullanmak zorunda kaldığım noktalar oldukça zorluydu . Hele bir yerde öyle bir yağmur yedim ki bir köprü altında çırılçıplak soyunup üstümü değiştirmek zorunda kaldım. Bir tane araba korna çalmadı ben cıbılken . Hiroshima'ya doğru giderken yollar dağlık ama bol tünelli olduğu için ben de mecburen tünellere girmeye başladım. Bir tünel iki tünel derken açıklıkta Polis arabası dibime dayandı . Pasaport kontrolünden sonra telefonla beni birisiyle görüştürdüler. Telefondaki adam ingilizce bana emniyet şeridinden çıktığımı , girmeme gereken yola girdiğimi , kask takmadığımı , iki kez yasak olmasına rağmen tünelden geçtiğimi söyledi. Son olarakta Viyadüklerin kesin olarak bisikletliye yasak olduğunu ama benim bunu 3 kez çiğnediğimi söyledi. Çeteremi tutmuşlar allahsızlar . E ne olacak peki? Karayolları yasası gereği ana arterden çıkmak zorunda olduğumu ve kesilecek para cezasını en yakın karakola ödemem gerektiğini söyledi. Ulen cebimde para yok ne cezası demeden bir kamyonet geldi , polisler bisikleti arka kasaya yüklediler beni de kamyonete bindirip bir kasabaya çektiler. tam 471 lira karşılığı ceza yedim . Zaten rızıkla besleniyorum onu da elimden alıyorlar. Hemen enişteme mesaj attım bana 500 lira para çıkardı , atm'den parayı çektim , cezayı ödedim. ardından saldılar beni . Zaten ülke dünyanın en pahalı ülkesi , ayda 5000 $ kazanan adam zor geçiniyor . Bir markete girdiğinde istanbulda buzdolabı dolduracak paraya burada bir kilo elma alıyorsun.

    3130e0cf-da0a-4e29-8c0d-adce45d4a450.jpg Arigatona koyayım len!
    11948145_10154099653818362_134640904_n.jpg
    He ülkemde ekmek 1 lira , burada yaklaşık 8 lira

    Fakir fasfakir madırfakir bir vaziyette yola çıktıktan sonra yine anormal bir yağış eşliğinde ilerlerken yol üzerinde bir parkta kamp konaklamaya karar verdim daha gündüz vakti . Parkın ortasında terk edilmiş bir büfe vardı , camlarından biri kırıktı içeri daldım hemen kedi misali.

    11901075_10154071365823362_1039900067_o.jpg



    Çantamda kalan erzağı idareli kullanarak bir kaç gün daha yol aldım ve sonunda Hiroshima'ya ulaştım. Buraya vardığımda ilk işim Messenger üzerinden yardım talebinde bulunmak oldu. Yaklaşık 400 facebook arkadaşımdan yardım istedim durumumu anlattım , sadece 12 kişi çağrıma cevap verdi ,bazıları durumum yok dedi, 5 tanesi bana hemen para gönderdi . Kalan 388 insan ile hala facebook'ta arkadaş görünüyorum ancak onlar gerçek dostluğun ne olmadığını bana gösterdiler. Starbucks'ta orta boy americano parasına ben bir günlük karnımı doyurabiliyor iken bana yardım etmemelerine alınmadım , tenezzül edipte cevap yazamayacak kadar duyarsız olmalarına bozuldum.Ve şunu anladım;

    BEN DOST İSTEMİYORUM, TOST İSTİYORUM !

    Bana para gönderen dostlarımın yardımıyla Hiroshima'da yine ücretsiz konaklayabileceğim bir hostel arayıp buldum. Türk olduğumdan dolayı genetik yavşaklık yaparak "abi para yok şöyle bi kenarda kıvrılsam olur" sözlerime genelde yanıt buldum . Tarihin en acayip Tayfun'u yolda uyarısını alınca bana kapılarını açan hostelde 5 gün kaldım. Hiroshima'yı gezme imkanım oldu. Bana arkadaşlık eden bir alman sayesinde iyi vakit geçirip son günlerde çektiğim eziyet sona erdi.

    11868729_10154078136913362_378328043_n.jpg 11926401_10154078137038362_1801811149_o.jpg 11911149_10154080601183362_1001243943_n.jpg

    11939279_10154078136673362_1782421353_o.jpg 11900703_10154078136818362_968046509_o.jpg
    Hiroshima

    Atom bombası atmışlar yahu şehre , bir tane hatıra için bırakılmış bina dışında tek bir iz bulamazsınız bombaya dair. Müzelerde gezerken insan gerçekten hüzne boğuluyor. Stalingrad'ta ve Hiroshima da yaşanmış acıları görmüş enkazlara şahit olmak çok düşündürdü beni.
    Hiroshima'dan ayrılırken olası parszılık durumu için en az 15 gün yetecek erzak depolayıp yeniden yollara düştüm. Zaten o zamana kadar Osaka'ya varacaktım .Yediğim cezadan , açlıktan, işe yaramaz dost görünümlü adamlardan aldığım dersle tadına varmaya başladım Japonya'nın.

    11884117_10154094867753362_1509294836_o.jpg 11923508_10154094189388362_24339147_o.jpg 11929976_10154066406323362_100849622_o.jpg 9 gün aradan sonra ilk kez bir motelde konakladım . Yıkanmam , çamaşırlarımı yıkamam ve sırt ağrılarımı geçirmem gerekiyordu ancak yatağın hakkı bisikletime aitti.

    11939230_10154094186978362_894899391_o.jpg 11973917_10154094710573362_2000973254_o.jpg

    Öyle böyle sonunda gönüllü çalışmaya geldiğim Osaka'ya vardım. Şehre girişte hafif eğimli bir yolda , kaldırımda sürdüğüm bir esnada aşağı doğru inerken bir şekilde yağıştan dolayı kaydım bisikletle ve kadronun altını bir elektrik direğine çarptım. Abartı olmasın ön ve arka tekerlekler birbirine değdi bir şekilde :D eldivenlerim o an elimde olmadığı için gene avuç içlerim patladı , bir küçük kanama da şakağımda vardı. O vaziyette yerde yatarken yanımdan onlarca Japon geçti. Bir allahın kulu da "kardeş iyi misin" demedi , bana dönüp bakmadı. O an anladım ki bu ülkede yabancılar hiç sevilmiyor . Hani türk japon dostluğu var ya. Nerede lan o dostluk? Kadro kırıldığı için bisikleti itmeye başladım , sonra da fransıza mesaj attım gel beni al diye. Bilginiz olsun 7-Eleven'larda ücretsiz su,tuvalet ve wi-fi var. Antoine gelip beni aldı , evine gittik. Neko Neko adında bir pansiyon işletiyor. Benim işim yakınlarda eşine dedesinden miras kalmış bir evi onarmaya yardım etmek. Bu pansiyonda yaklaşık 10 gün kaldım.

    11991054_10154114945348362_1544525720_o.jpg Gavura bezelye yaptım , tiksindiler . Bok yesinler :p
    11939025_10154108034313362_35257763_n.jpg
    Japonya'da sokakta bulduğunuz kedileri belediyeye bildirip üstünüze kaydettiriyorsunuz.Osaka'da 5 yavru kediye 10 gün hem ana hem baba oldum


    Tur boyunca 2 bisiklet haşat ettiğim için daha devam edecek bir imkanım kalmamıştı. Zaten Asya bitmiş , okyanus'a ulaşmıştım. Birikmiş param , satacak eşyam olmadan 6 ayda Dünyanın bir ucuna ulaşmıştım yardımsever insanların yardımlarıyla.
    17 kilo vermiştim bu noktaya kadar , bir kez bile hastalanmamış , ilaç almamış , doktora gitmemiştim.
    Yol boyunca öğrendiğim yegane bilgi , hayat olmuştu.
    Başarısız görünen hayatıma kendimce bir başarı getirmiştim.
    Ben aslında hep bendim , bunun farkında değildim
    Gerçek bir macera yaşamıştım.
    Yalnız hesaba katmadığım bir şey oldu
    Maceralar bağımlılık yaratıyormuş.
    Sakin bir hayat sürmek artık bana haram.
    Bu yüzden bekle beni dünyanın diğer tarafı..
    Nereden nereye demiştim , evet "nereden" başladığımı biliyorum ama "nereye" hala varamadım.
    Bana bir gün yolda sordular , "Hardan gelir hara gidersin, neçe günde gelirsin"
    Ben de cevap verdim.
    Her yere ve hiç bir yere gidiyorum.
     

    Ekli Dosyalar:

  2. veloforum

    veloforum Administrator Yetkili Kişi

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    4.903
    Beğeniler:
    9.408
    Meslek:
    Mak.Müh.
    Şehir:
    Almatı-İstanbul
    Bir Knut Hamsun romanları bitince üzülürdüm, bir de şimdi serhanmert hikayesi... Hamsun ların devamı yok ama "nereden nereye?" lerin olacak neyseki. Hem de kardeşi Habil' i istemeden öldüren ve sürgüne yollanan Kain' in (Kabil) neslinden gelen, sakalları olmamakla lanetlenen Güney Amerika kıtasında.
     
    Soner Közen, five, Yavuz S. ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan... Yetkili Kişi

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    869
    Şehir:
    İstanbul - Bostancı
    @serhanmert Kore'den sonra Japonya çok kontra olmuş. Hele ceza kısmını okuyunca, tünele girmeme izin vermeyen ama Türküm deyince geç diyen Gürcüleri hatırladım. :)

    Tebrikler, teşekkürler...

    Benim hiç cesaret edemeyeceğim (parasızlık kısmı için) bir işi gerçekleşirdiniz. Belki de bunun da bir başlangıcı vardır. :) İlham almaya devam edeceğim.

    Bu arada 2. bisiklete de üzüldüm. :)


    "Bu maceranın sonu" olsa da yeni maceraların başı.

    Kazasız ve keyifli yeni maceralara

    five
     
    Soner Közen, Osman Kıtay ve serhanmert bunu beğendi.
  4. Yavuz S.

    Yavuz S.

    Yaş:
    33
    Mesajlar:
    1.064
    Beğeniler:
    2.573
    Meslek:
    Endüstri Müh.
    Şehir:
    GaziMağusa / KKTC
    Bisiklet bedava gibi gelmişti ya hıncını aldı diyoola :)
     
    Soner Közen ve serhanmert bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş