Nereden Nereye? (8.bölüm) Rusya Etabı vol.1

Konu, 'Serhan Mert' kısmında serhanmert tarafından paylaşıldı.

  1. serhanmert

    serhanmert

    Yaş:
    39
    Mesajlar:
    410
    Beğeniler:
    1.156
    Bakü'deki karmaşadan sonra Rotamızı kuzeye döndürüp Quba şehrine doğru yola çıktık. Turistik bir yöre hazar denizinde esen deli rüzgarlarla sörf yapmaya gelen insanların uğrak yeriymiş. Dört beş gün daha zerbaycan'da pedalladıktan sonra sonunda Rus hududuna varmayı başardık. Tam olarak medeniyete geri döndüğümüzü düşünürken yanıldığımızı anladık . Sınırda ilk kez xray'lardan bizi geçirdiler. Kimsin ,nesin , ne alakasın diye zorlanan sorulara kendimizi ifade etmek durumunda kaldık. Geldiğimiz ülke azerbaycan , pasaportumuz türk olunca ister istemez alnıma yapıştırdılar "ahandas bir adet radikal müslümov "diye . Halbuki dini bilgim bir imamdan veya papazdan pek olmasına rağmen inanışlı biri değilimdir. Meğersem Çeçenistan ve Dağıstan özünde islami , gözünde işgal edilmiş gibi duran bir yermiş. Silahlı Rus askerlerinin "vuralım mı Ivan şunları","Hayır Sergei hiç rapor dolduracak mecalim yok" sözleri arasında giriş yaptık . Burada bir not: sınır polislerinden biri çok iyi ingilizce konuşuyordu ve kesinlikle Tom Hanks'ın klonu idi. Derbent şehrine doğru ilerledik . Kimseyle anlaşamıyoruz haliyle. Cebimizde nakit yok , ruble babında, kredi kartı falanda kullanan yok . İki üç gün düdük gibi kaldık ortalıkta. Zaten yollar ölümüne düz - yaradan cimrilik etmiş dağ mağ koymamış - sürekli cepheden esen bir rüzgar ben iyice darlandım haliylen.Sonunda Derbentte pavyon yatakhanesinden bozma bir otel bulup konakladık . Çamaşır vs. çıkardık aradan . Bir de banka bulduk. ATM en çok 2000 Ruble veriyor . Ulen para ne otele ne yemeğe yeter. Hadi oyalanmayalım diye çıkıverdik İzberbash denen şehre. Akşam karanlığında vardığımızda kamp atacak bir yer veya bir otel bulamadık. Bir tren istasyonunda oturduk . Ne biçin bir memleket buraları . Atlayalım trene ver elini Stalingrad yapalım . Zaten 30 gün vizemiz var Saratov'dan Ural'a hesap yapıyoruz 3000 km yol var . Vizeye bakıyoruz 1 haftası geçmiş bile. Yok olmaz tren mren derken bize gişenin kapandığını söylediler. Hadi kampımızı atalım buraya yarın ola hayrola dedik. . Bir tane hoş güzel bir Rus polis Bağyan bize şuralara çadır kurabilirsiniz diye istasyon polis noktasının arkasını gösterdi. Tam bisikletleri boşaltacağız 2 tane genç sivil polis yanımızda belirdi. Bizimle geliyorsunuz dediler. Ama fakat demeye kalmadan bizi yakınlardaki bir restorana götürdüler. Sovyet kültürü restoranlar bizimkiler gibi masa masa değil , oda oda ayrılıyor. Yani kutu kadar bir barakada sadece tek bir masanın olduğu bir ortamda yemek yiyebiliyorsun , kimseyle muhattap olmana gerek kalmıyor. Bilgin'i ayrı beni ayrı tutmaya başladılar. Oldu mu sana çapraz sorgu. Adamlar türkçe bilmiyor yarım yamalak ingilizceyle anlatıyor biz göçmen polisiyiz diye. Telefonla bir tercumana bağlanıyorlar.Onlar tercumana rusça soruyor , tercüman bize soruyu çeviriyor , biz yanıtlıyoruz . Bir yandan da gözaltının garip uygulaması herhalde önümüzdeki sofrayı donatıyorlar, yemekler , mezeler geliyor , yiyin diyorlar sürekli . Sanki hansel gratel olduk , şişmanlatıp bizi ********* herhalde. Sorular absürd , abin var mı? hangi ortaokuluna gittin ? niye almanyada doğdun? Sonunda 4 saat sonra (gece saat 2 civarı) bilginle beni tek odaya alıp pasaportlarımızı geri veriyorlar. Adama diyorum ki abim amerikada göçmen polisi senin meslekten , ondan serbest bırakmaya karar veriyor sanırsam. Eeee nerede kalacağız biz , otel motel diyoruz sizi aldığımız istasyonda gidip kurun kampınızı diyerek eşlik ediyorlar oraya kadar. Zaten fellenmişiz o bölgeden ertesi gün uçarcasına Mohaçkale'ye doğru pedallıyoruz. Çünkü Tren , katlanır bisiklet harici sokmam diyor vagona hiç bir şey..

    20150512_123335.jpg
    Derbent 12182896_10154236481343362_2310438921569812203_o.jpg 20150515_123814.jpg 20150516_122616.jpg 20150516_124828.jpg 20150516_131348.jpg 20150516_141842.jpg 20150516_160240_Richtone(HDR).jpg 20150516_160407_Richtone(HDR).jpg
    Mohaçkale'de Tren diyoruz gene yok . Volgograd'a nasıl gideriz diyoruz, tek çare otobüs. Terminal diye bir yere gidiyoruzyanyana 6 -7 otobüs hangisi Volgograd ? Cevap hepsi . İyi güzel , bilet nereden alacağız ? Biletleri şoförler veriyor hem de pazarlıkla biri diyor 5000 rubleye alırım herşeyi , öbürü diyor ben 4500 rubleye taşırım sizi , diğeri ben 6000 ruble isterim ama yemekte veririm . Bu ne lan? en ucuzunda karar kılıyoruz. Çift katlı otobüsün üst katına çıkıyoruz anam baya yataklar var önde bir çift koltuk kalanı yatak. Bize koltuk denk gelmiş bir vaziyette çıkıyoruz yola. Tüm otobüsler konvoy halinde hareket ediyor . Tüm şoförler teşkilat hepsi birbiriyle ya akraba ya kanka. Anlıyoruz ki bilet fiyatlarından kazığı yedik. Burası Dağıstan. Radikal islami terör'ün merkezlerinden biri . Her 50 kilometrede bir polis otobüsleri durduruyor , bomba araması yapıyor. Pasaportlarımız yalama olmuş , sayfaları elden ele geçiyor koptu kopacak. Yol 22 saat sürecek , acaba sigara molası vs verir mi derken otobüste çişi gelen için duruyoruz. İnanın tek seferde 40 km yol yapamıyoruz durmadan. Gecenin üçü gibi birden Dup tıs Dup Tıs speakerler inliyor. Sanırsın bağdat caddesine Dudullu sultanbeyliden atarlı gençler inmiş , murat 124 arabaya taktıkları ses sistemini deniyor. Kazara falanda açmamış gecenin üçünde disko topu gibi gidiyoruz . Yolcular birazdan inip şoföre girecek diye beklerken kimsenin umurunda değil fosur fosur uyuyor millet.En son bir yerlerde otobüsü bile Xray'den geçirdikleri 150.durduruluşumuzun ardından hiç uyumadan tamamlıyoruz bu unutulmaz yolculuğu. Bisikletlerin üstüne patates çuvalları , bavullar ne buldularsa attıkları için yamuk yumuk prt olmuş garipler.


    20150516_224524.jpg 20150517_161609.jpg 20150524_192440.jpg 20150527_082858.jpg Adsız.png Adsssız.png 11351331_10153785019418362_7355768009940896439_n.jpg 20150512_133258.jpg 20150514_153747.jpg

    Neyseki artık Volgograd'dayız .Nam'ı diğer stalingrad. Hani Hitlerin Nazilerinin ""Herr Klaus hadi komple dünyayı işgal edelim bitte" diyipte Rusların tokadıyla tıkandıkları memleket . Almanlar buraya gelmeselerdi avrupayı ellerinde tutabilirlerdi . Burası açgözlülüğün cezası olmuştu onlar için. Şehir inanın dünyada mutlaka görülmesi gereken 10 şehir listeme girer . her yandan yakın tarih akıyor. Taş taş üstünde kalmamış bir yerin nasıl adam edildiğini görebiliyorsunuz. Dünyanın en uzun heykeli burada. Ortam güzel, oteller, restoranlar vs. Ohh be dedik medeniyet. Yaklaşık 3 günlük konaklamanın ardından Kazak sınırına doğru yola çıktık.
    İşte bu noktada yaptığımız 1500 kilometrelik yolculuk ile ilgili yazacak bir şeyim yok. turun en sıkıcı bölümüydü benim için . Dümdüz bir ova..dağ tepe eğim yok. yol kenarlarında çalının uzun versiyonu bitkiler dikilmiş , tarlaları birbirinden ayırmak için.Biz zannettik ki Volga nehrinden gideceğiz manzara falan olur. Manzara yalan oldu. Yol o kadar düz ve sıkıcıydı ki bazen gözlerimi kapatıyordum 5 dakika boyunca pedallarken. Akşamları kamp yapacak bir ağaç bir şey gördük mü bayram yapıyorduk. Tabi yola paralel 10 km içerlerde küçük köyler olmasa insan susuzluktan kırılır bu coğrafyada . Açıkçası bir bisikletçi için kesinlikle tavsiye etmediğim bir bölge. Tabi sovyetlerin 70 yıl önce döktüğü asfaltta ömrünü yitirmiş , berbat , delik deşik bir yol . Dediğim gibi anlatacak hiç bir anı yok , üstelik anımızdan bir kamyonet bir otobüs de geçmediği için el mecbur gidiyoruz . Kestirmeleri kullana kullana kazak sınırına kadar vardık . Tur boyunca ilk kez vazgeçmek üzere olduğum kısım buydu. Neyse ki sabrederek başardım.
    Devamı ilerleyen zamanlarda.
    Sırada Kazakistan var.
     
  2. veloforum

    veloforum Administrator Yetkili Kişi

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    4.903
    Beğeniler:
    9.408
    Meslek:
    Mak.Müh.
    Şehir:
    Almatı-İstanbul
    Heykel gerçekten görkemliymiş.
    Dünyanın en büyük coğrafyasına sahip ülke, iyi yerleri de var çölü de var, sibiryası da. Balta girmemiş ormanları bile var. Soğuk olmasa Sibirya yaşamak istediğim bir coğrafyadır. (Sibirya deyince çoğu kişi kuzey kutbu yakınları sanıyor, öyle değil, Kazakistanın üstü Sibirya, Novosibirsk şehri başkentleri. Tabi haklısınız, sibirya çok büyük bir coğrafyanın ortak ismi)
    Avatar olarak kullandığım logo "maya planeta" denilen benim gezegenim TV sine ait, o gezi kanalında gördüğüm yerler çok güzel. Tabi kötü yerleri göstermez tv ler. Dağıstan vs oldukça geri kalmış bölgeler...
     
    STEFANINKİ bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan... Yetkili Kişi

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    869
    Şehir:
    İstanbul - Bostancı
    Tur muhteşem ama anlatıma paha biçilemez. :)

    Takipteyim. :)

    five
     
  4. Osman Kıtay

    Osman Kıtay

    Yaş:
    43
    Mesajlar:
    431
    Beğeniler:
    1.000
    Meslek:
    Muhasebe (Sakın yapmayın)
    Şehir:
    İstanbul
    Bol badireli ve sonrası muazzam sıkıcı bir etap olmuş. Ama yine de ilk bölümü tercih etmez, ikinci bölümü tercih ederdim. Düz yollar candır :D
     
    deathsidestory, veloforum ve STEFANINKİ bunu beğendi.
  5. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan... Yetkili Kişi

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    869
    Şehir:
    İstanbul - Bostancı
    @Osman Kıtay
    Düz yollar can...ından bezdirir adamı rüzgara karşı. :)
     
    veloforum ve STEFANINKİ bunu beğendi.
  6. serhanmert

    serhanmert

    Yaş:
    39
    Mesajlar:
    410
    Beğeniler:
    1.156
    bu yazı dizisinde bahsetmeyi unuttuğum bir anım geldi aklıma. Türkiye'de Ezine'den Bayramiç'e gidiyorum , 30 km . yol dümdüz. . büir karşı rüzgar yedim 30 kilometre yolu 6 saatte tamamladım. 5.saatin sonunda bisikletimi sinirden teklemediğimi hatırlatırım :)

    o güne dair bu fotoyu çekerken aslında içimdeki öfkeyi hiç yansıtamamışım.

    10628604_10153335261888362_5082539018580882338_n.jpg
     
    deathsidestory, five ve veloforum bunu beğendi.
  7. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan... Yetkili Kişi

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    869
    Şehir:
    İstanbul - Bostancı
    @serhanmert Manzara güzelmiş.

    Benim de ilk turumda (Marmaris-Kaş) Kınık düzlüğünde (Kalkan'a gelirken) yediğim bir rüzgar vardı ki... 2 pedal ileri 1 pedal geri.

    Müthişti :)

    Bundan beteri de inerkenki karşı rüzgardır. Beklentileri kırar, umutları yok eder. "Bundan sonra hep iniş" dersin ama inemezsin. Hevesin kursağında kalır. :)
     
    phoenix, deathsidestory ve veloforum bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş